2006 BASIN AÇIKLAMALARIMIZ

Basına ve kamuoyuna

 

Önderliğimizin yapmış olduğu ateşkes çağrısına karşı çekincelerimizi koyarak uyma kararı almıştık. Uyma kararıyla beraber Başkan APO ve halkımıza yönelik yaklaşımlar değişmezse, faşist türk devleti Kürt halkına karşı bakış açısını değiştirmezse yönelimlerimize devam edeceğimizi kamuoyuna duyurmuştuk.

Yaklaşık üç aylık süreç içerisinde faşist türk devletinin yapmış olduğu üç maymunları oynamak olmuştur. Bu süreçten hemen sonra Kürdistan askeri olarak işgale alınmış, devlet terörü ve şiddet şoven kesimlerin de katılımıyla üniversitelere, sokaklara ve evlere taşırılmıştır. Kürdistan başta olmak üzere Kürtlerin bulunduğu her yerde tutuklamalar, sokak ortası infazlar gerçekleştirilmiştir. Geleceğimiz olan çocuklarımız işkencelerden geçirilmiş, kafalarına sıkılarak sindirilmek istenmiştir. Bir nevi halkımıza neden ateşkesi istediniz dedirtilmeye getirilmiştir.

Türk devlet yetkilileri bilhassa (TTT) takiyeci tüccar tayip, dünya turuna çıkarak Kürtleri ezme ittifaklarına girişmiştir. Bir taraftan “türkiyede Kürt sorunu yoktur” açıklamaları yaparken, diğer taraftan bir avuç Kıbrıs türkü için bütün Kürtler ahlaksızca pazarlık konusu yapılmıştır.

Kimileri de bir açıklamayla Kürtleri nasıl kandırırım diye oy avcılığına soyunmuştur. Mikro kredilerle halkımız bir taraftan aşağılanırken, diğer taraftan bu yolla devlete bağlama çalışmalarına bel bağlanılmıştır.

Halkımız çok yönlü olarak kıskaca alınarak moral değerlerine saldırılmış aşağılamalara maruz bırakılmıştır. Devletin sorunu çözme yaklaşımı, halkımızı açlıkla terbiye etme olmuştur.

Kendilerini türk siyasetinin hakimi gören bazı kesimler de Kürtler üzerinden yeni katliam ve tehcir planlarını devreye sokma gayretine girmiş bulunmaktadır.

Kendi içindeki sorunu görmeyen körleşmiş faşist tc rejimi büyük ülke olma kompleksiyle bir taraftan Filistin, Irak sorunuyla diğer taraftan medeniyetler ittifakıyla ilgilenirken kendi içindeki soruna aldırış etmeden “vatan millet Sakarya” edebiyatıyla iç siyasete yatırım yapmaktadır.

Türk devlet yetkilileri Kürt sorununu iç ve dış politika argümanı olarak kullanmaktan vazgeçmelidir.

Türk devletinin özellikle bu süreçte de Kürtlere ilişkin gündeme aldığı; kırk yıldır tekrarladığı”sorun ekonomik sorundur ekonomik iyileştirmeler yapılmalıdır” ezberini tekrarlamak olmuştur.

Türk siyasetinin çözüm üretememesinin bir sebebi yetenek fukarası, yetenek kabızı olmasından kaynaklıyken, asıl önemlisi imha ve inkar siyasetinden vazgeçmemesinden kaynaklıdır.

Türk devleti ve general basını, Başkan APO’ya olan yaklaşımını ve dilini değiştirmeli, Kürt halkına ve öncülerine saygı göstermelidir.

Gelişmeleri hassasiyetle takip etmekteyiz. Uyarıyoruz türk devleti ve yetkilileri derhal saydığımız ve birçoğunu belirtmediğimiz yaklaşımlarına son vermeli Başkan APO bulunduğu koşullardan çıkarılmalıdır.

Halkımızın onuruyla oynama cüretine girilmemelidir.

Bilinmelidir ki türkiyede bombalar patlamıyorsa, Türkiye kan gölüne çevrilmiyorsa, sadece Başkan APO’nun yapmış olduğu çağrıya uymuş olmamızdandır.

Fakat geldiğimiz süreç itibariyle bu sürece uymamız anlamsızlaşmıştır. Sabrımız kalmamıştır!

Türk devlet yetkilileri bizim ne kadar ciddi olduğumuzu iyi bilir ve iyi tanırlar. Harekete geçmemiz halinde hiçbir kural tanımayacağız.

Bize başka yol bırakılmıyorsa biz halkımız için çoktan kendimizi feda ettik! Bakalım düşmanımız kendisini ne kadar feda edebiliyor.

Bu yaptığımız son uyarıdır. TAK’ın tüm Fedai timleri intikam şiarıyla talimatımızı beklemektedirler. Kısa bir süre gelişmeleri takip edeceğiz. Yaklaşımlar kararımızı ve eylem şiddetimizi belirleyecektir.

Tüm hücrelerimiz ve genç milislerimiz talimatımızı beklesinler! Talimatla beraber her türlü şiddeti uygulayabilirler. Yiğit ve onurlu Kürt gençliği de her türlü yakma ve kundaklama eylemleri için hazır beklemelidir.

Türk yetkililerini uyarıyoruz bu son şanstır iyi değerlendirin!

YAŞASIN ÖNDER APO!

YAŞASIN YİĞİT VE ONURLU KÜRT HALKI!

YAŞASIN HALKIMIZIN İNTİKAM GÜCÜ TAK!

KAHROLSUN FAŞİST TC!

Teyrêbazên Azadiya Kurdistan (TAK)

26.12.2006

————————————————————————————

BASINA VE KAMUOYUNA

07.10.2006 tarihinde Başkan APOO‘nun yapmış olduğu ateşkes çağrısına ilişkin tavrımızı kamuoyuna basın açıklaması yoluyla duyurmuştuk.

Başkan APO Kürt halkının tarihsel önderi, ulusal kurtuluş mücadelemizin yaratıcısı ve kölelik zincirlerinin kırıcısıdır. Bu nedenle önder görüyor, açıklamalarına değer biçip önemsiyoruz. Açıklamada belirtmiş olduğumuz gibi; bu çağrıyı Başkan APO tarafından yapılmış olması nedeniyle dikkatle ve hassasiyetle takip edip izledik ve ona uygun pozisyon belirledik. Ancak TC, bu fırsatı değerlenmek yerine saldırılarına hız vermiş, ne Kürt halkının ne de onun intikam gücü olarak bizim tahammül edemeyeceğimiz tavırlarla Başkan APO’nun tutulduğu insanlık dışı koşulları ağırlaştırmaya, hak gasplarına, hakaretlere varan uygulamalara gitmiştir. Yine halkımıza karşı kurşunlama, bombalamalarla katliamları geliştirmeye, işkence ve tutuklamalarına hız vermiştir.

İki aylık dönemde; TC’nin bu şansı, Başkan APO ve halkımız üzerindeki saldırıları tırmandırma fırsatı olarak değerlendirdiği anlaşılmaktadır.

Aldığımız tavır, hiç kimseyi katliam, işkence, tutuklama ve hak gaspı geliştirmeye cesaretlendirmesin.

Başkan APOnun esaret altında tabi tutulduğu her baskı, sınırlandırma ve saldırı, yine halkımıza karşı geliştirilen her katliam bizim için intikam ve eylem gerekçesidir. TAK militanları olarak bizi bir araya getiren ve intikam için harekete geçiren, bu temel hususlardır.

Son iki aylık dönemde içine girdiğimiz eylemsizlik durumuna ilişkin yaptığımız ilk açıklamada da, TC’ye hükmeden faşizan, katliamcı güruha karşı güvensizliğimizi belirttik. 

Bu dönem; Başkan APO’nun, TC’nin kan gölüne, cehenneme dönmemesi için tanıdığı fırsat dönemidir. Fakat faşist TC devleti, bu süreci anlayıp geliştirmek yerine Kürt halkına ve öncüsüne imhayı ve teslimiyeti dayatmaktadır.  Bu şans değerlendirilmeyip mevcut zihniyet ve yaklaşım devam ettiği takdirde eylemlerimiz durduğu yerden, büyük bir şiddetle yakıcı ve yıkıcı sonuçlarla devam edecektir.

Bu saldırıların durmaması halinde, bu pozisyonumuzu  sürdürmeyeceğimizi, hiçbir engel ve süreç tanımadan eylemlerimizi zirveye çıkaracağımızı eylemsizlik açıklamasında da belirttik.

Başkan APO’nun bu çabalarını boşa çıkarıcı, saldırgan tutumların sürmesi halinde bizi bağlayacak hiçbir güç yoktur. Eylemsellik sürecine geçmemiz halinde intikam eylemlerini gerçekleştirmenin yanında, sürpriz ve geri alınması mümkün olmayan sonuçlar doğacağını şimdiden belirtiyoruz. Başkan APO’nun tanıdığı bu şans tersine değerlendirmekte ısrar edilirse, biz de fedai intikam ruhuyla düşmanlarımızı yaşatmayacak biçimde kendi yaşamımıza en onurlusundan son verme hakkını kimseye bırakmayacağız. Kürt halkının kanı akacaksa, düşmanınkini de akıtarak akacaktır.

Bu uyarılarımızı dikkate almayanlara bir daha bu fırsatı tanımayacak intikam hırsıyla bekleyen şahinlerimiz karabasan gibi TC’nin üzerine çökecektir.

Kürdistan’ın onurlu, kahraman evlatları ve genç milislerimiz de süreci hassasiyetle izleyip hazırlıklarını tamamlayarak çağrımızla birlikte harekete geçmelidir.

Sabrımız taşırılmamalıdır. Biz cellatlara boyun uzatmayız. Saldırıya geçmemiz halinde hiçbir süreç ve çağrıyı dikkate almayacağız.  Ok yaydan çıkmış olacaktır. Ve o zaman da TC ….

Teyrêbazên Azadiya Kürdistan (TAK)

05.12.20066

————————————————————————————

BASINA VE KAMUOYUNA

Ekonomik ve sosyal krizlerin çıkmazını yaşayan kanemici, faşist TC rejiminin yalan, çarpıtma ve gerçekleri gizleme görevi yüklenmiş olan basını emredildiği gibi; kamuoyunu Kürdistan’da yakılan ormanlar konusunda bilgilendirmemektedir. Bunun nedeni açıktır; on yıllardır katliam, linç ve işkencelere maruz bırakılan halkımız ve sömürülen, yakılan, tahrip edilen Kürdistan doğasının hesabını veremeyecek olmalarındandır.

Ancak tüm bu saldırılara karşılık Kürdistan halkının intikam gücü TAK olarak Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz intikam eylemleriyle sorumlulardan, uygulayıcılardan ve destekçilerden hesap soruyoruz. Ulusal değerlerimize saldırılanlara eylemlerimizle aynı dilden cevap veriyoruz, vermeye devam edeceğiz.

TAK olarak, halkımızın geleceğini, menfaatlerini ilgilendiren her konuda harekete geçme görev ve sorumluluğuyla kendimizi yükümlü görüyoruz. Önderliğimize, halkımıza, Kürdistan coğrafyasına yönelik saldırılar karşısında intikam ve cevap gücüyüz.  

Onurluca direnen halkımızın yiğit gençliği de; çağrımız sonrası gerçekleştirdikleri yakma eylemleriyle intikam seferberliğine katılmaktadır. Yapmış olduğumuz çağrı sonrası Türkiye üzerinde de dumanlar yükselmiştir ve yükselmeye devam edecektir.

Yiğit Kürdistan gençliği yakılan ormanlarımıza karşılık; faşist eli kanlı TC’nin; İstanbul, Antalya, Bodrum, Muğla, İzmir, Çankırı, Kastamonu, Karaman, Balıkesir, Bolu, Amasya, Sakarya, Denizli, Karabük, Manisa, Çanakkale, Aydın illerinde bulunan ormanları yaktı.

Nasıl ki Kürdistan’da Dersim’de, Bingöl’de, Şırnak’ta, Hakkari, Amed, Elazığ’da ormanlarımız cam kırıkları, yoğun sıcaklar, piknik duyarsızlığı nedeniyle yanmıyorsa; Türkiye’de de yangınlar bu nedenlerle değil, duyarlı Kürdistan gençliğinin eylemleri sonucu yanmaktadır.

Kürdistan’ı yakma politikası terk edilmediği sürece sabotaj eylemlerimizin yanında, doğal üyelerimizin yakma eylemleri gürleşerek, şiddetlenerek, katmerleşerek devam edecektir.

Türkiye’de geliştirilen orman yakma eylemlerini selamlıyoruz ve çağrımızı yineliyoruz; Kürdistan’dan dumanlar eksilmediği sürece Türkiye’de de eksilmemelidir. Türkiye’deki ormanlar sonuna kadar hedeflenmelidir.

On yılların öfke ve intikam duygularıyla, kanemici faşist Türkiye’de bulunan tüm devlet kurumlarını, faşist organizasyonları, ekonomik gelir sağlayan tüm kuruluşları yakıp yıkmak için  var olan örgütlülüklerini daha da geliştirip katliamcı TC’ye yönelik tarihlerinin en büyük yakma eylemlerini her alanda eş zamanlı gerçekleştirmek için hazır pozisyona geçmelerini belirtiyoruz. Çağrımızla beraber tüm Türkiye’de eylemselliğe geçilecektir.

Şimdiden seferberlik ruhuyla ayağa kalkan Kürdistan’ın yiğit küçük generallerini, kahraman gençliğini selamlıyoruz.

NOT: Taktik zenginlik içeren eylemler geliştirilebilinmesi amacıyla “Sokak Pususu ve Sabotaj” bölümünde sabotaj eylemlerine dönük açıklayıcı bilgiler bulunmaktadır.

 20 Ağustos 2006

————————————————————————————

BASINA VE KAMUOYUNA

Faşist eli kanlı TC, on yıllardır uyguladığı çürümüş konseptlerinin sonucu olarak; yarattığı değerlerle Kürdistan halkının tarihsel önderi olan Başkan APOO‘yu esaret altında tutmaya, Kürt halkını özünden boşaltarak onur mücadelesinden koparacağı sanrısıyla diş gösterip yasalar çıkarmaya, Kürdistan‘ı yakma, yıkma, insansızlaştırma çabalarına devam etmekte. Faşist histeriyle sürgünlerle, linç etmelerle, işkencelerle, tutuklamalarla, katletmelerle yetinmedi Kürdistan doğasını da bombaladı, yaktı, tahrip etti, ediyor. Halkımızın onurlu varlığını inkar edip asimilasyonla şuursuzlaştırma, olmazsa işkenceden geçirip tutuklama, olmazsa vahşice katletme, yetmezse cenazesine dahi işkence yapma gibi vahşi, insanlık dışı, zalimane yolların tümüyle bitirmeye çalıştı, çalışıyor.

Kürdistan’da halkımıza ve doğaya karşı zalimane uygulamalar dünya tarafından görülmemekte, bu pratik sahipleri adeta cesaretlendirilmektedir. Farklı coğrafyalardaki insanlık ve doğa karşıtı en küçük saldırılar karşısında bile en radikal tavrı gösterenler, Kürtler ve Kürdistan söz konusu olunca herhangi bir refleks göstermemekte, olup bitenler karşısında üç maymunları oynamaktadırlar.

“Vatanın bekası için” denilerek yapılan tüm katliamların hesabını Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) olarak soruyoruz. Faşist TC, yiğit Kürdistan halkının intikam gücü Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) olarak vurduğumuz darbelerle büyüyen genel kriz halinden çıkamamakta, hem kendi hem de dünya kamuoyunu aldatmaya çalışmaktadır. Bunun karşısında, eylemlerimizle hedeflerimizi vurmakla birlikte, kamuoyunu gerçeklerden haberdar etmeyi de gerekli görüyoruz.

Kokuşmuş TC, bugüne kadar yediği darbelerin yaralarını sarmadan önce; -etkisini azaltacağı umuduyla- eylemlerimizi inkar edip patlama ve yangınları kaza sonucu gerçekleşmiş gibi yansıttı. Bu zor olmadı. Çünkü bunun için gerekli olan tüm sahtekarlıklara sahip olan TC’de, bir emirle gerçekleri örtbas etmeyi görev edinmiş basın ve sahte rapor çıkaracak “bilirkişiler” bolca mevcuttur.

Eylemlerimizle etekleri tutuşan TC’nin, turizmin düşme nedenini ve oranını çarpıtma gayretlerinin yabancı ülkelere bile inandırıcı gelmediği bilinmelidir. Sahtekar düzenbaz TC için, nedeni; kuş gribi, dünya kupası, karikatür krizine bağlayıp düşme oranını da % 7 gibi göstermek işten bile değildir. Atatürk Havalimanı eylemimizde kullandığımız sabotaj tekniğini çözemediği için gerçeği kendilerine dahi itiraf edemeyenlerin yapacakları tek şey elbette ki halkı ve dünya kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktır. Bunun için gereken raporlar düzenlenmiş, milyarlarca dolarlık zarar olmamış gibi saatlerce süren patlamalar ve yangın sanki bir kibrit çöpü tutuşmuş gibi yansıtılmıştır.

Tüm dünya kamuoyu bilmelidir ki; Eylemlerimizin rüzgarı yalan mumlarını söndüren, Kürdistan’ın direniş alevini ise gürleştiren gerçekliktedir. Eli kanlı TC turizmiyle, ekonomisiyle, güvenlik güçleri ve faşist yapılanmanın tüm dayanaklarıyla hedefimizdir.

TC’nin tarihte eşi görülmeyen barbar saldırılarına karşılık Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) olarak öfkemiz, kinimiz, nefretimiz eşsiz büyüklüktedir. Bu öfkemizle pençelerimizi eli kanlı TC’nin beynine, kalbine geçirerek intikamımızı alıyoruz, alacağız. Bu insanlık dışı vahşi uygulamalara karşılık, halkımızın ve ülkemizin bekası için savunma ve intikam gücü olarak, düşmana anladığı dilden cevap veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Çünkü öfkemizi düşmanın kalbinde ve beyninde patlatıp yakmayı kendimize görev biliyoruz.

-YAŞASIN BAŞKAN APO!

-YAŞASIN YİĞİT KÜRT HALKININ İNTİKAM GÜCÜ TAK!

-KAHROLSUN DESPOT, ELİ KANLI TC!

 20.07.2006

————————————————————————————

YİĞİT KÜRDİSTAN GENÇLİĞİNE

Direnişçi halkımızın onursuzlaşarak teslim olması amacıyla her yolu mubah görerek ölüm kusan TCC‘yi yakma, yıkma, vurma zamanıdır.

Direniş çizgisi, özgürlük perspektifi, devrimci yaşam anlayışıyla Kürdistan‘ı çağdışılıktan  çağlar ötesine taşıyan tarihsel önderimiz Başkan APO‘ya karşı her  saldırıya,  iradesine, kimliğine ve onuruna sahip çıkmayı esas alan halkımıza yönelik tüm katliam, işkence, sürgün ve tutuklamalara, tarihsel değerlerimizin yağmalanmasına, Kürdistan‘ın yakılıp yıkılmasına karşı durmak yiğit Kürt gençliğinin görevidir.

Toplumsal mücadelelerin en dinamik, cesur ve canlı gücü, karşı devrimci güçler açısından önü alınması gereken en tehlikeli kesim olan gençliğin görevi; düşmanın baskı ve terörüne karşı durmak, savaşmak ve alt etmektir.

Zafere atılan en güçlü adımların sahibi gençliktir.

Gençlik; inancı ve kararlılığıyla sarsıcı, özgürlük tutkusuyla sınır tanımaz, öfkesinin büyüklüğü ve intikam hırsıyla yenilmez, dizginlenemez enerjisiyle devrimin temel gücüdür.

Geçmişte yitikleşmeyi, güne yenilgiyi, geleceğe karanlığı hükmetmeye çalışan TC‘ye karşı özgürlük tutkunu, intikam hırsını ayaklandır, bilincini örgütlü güce, örgütlü gücünü eyleme dök!

TC‘nin dehşeti olan TAK‘ın doğal militanları olarak hedefleri biliyorsun, hedefi bilen yolu bilir. Beklenmedik zamanda ve yerde ortaya çık ve düşmanı avla!

Kürdistan yakılıyorsa, Türkiye cayır cayır yanmalı, cehenneme dönmeli.  Yiğit ve kahraman Kürt gençliği, Kürdistan’ın üzerinden duman eksiltilmiyorsa Türkiye’de orman kalmamalıdır. Yiğit ve kahraman Kürt gençliğine açık talimattır; Türkiye’deki ormanları yakın! Yakacağınız her ateş özgürlüğe filizlenecek tohumdur.

-YAŞASIN BAŞKAN APO!

-YAŞASIN HALKIMIZIN İNTİKAM GÜCÜ TAK!

-YAŞASIN EYLEME GEÇEN YİĞİT VE KAHRAMAN KÜRT GENÇLİĞİ!

-KAHROLSUN ELİ KANLI FAŞİST TC!

29.06.2006

————————————————————————————

DÜNYA BASINI VE KAMUOYUNA

TAK olarak halk tarihimizden direnişi, yiğitliği emanet aldık. Özgür Kürdistann’da kendi kimliğiyle özgür yaşam şiarıyla yola çıktık. Bizler, ölümün gölgesinde ve intikam hırsıyla büyüdük. Ama Kürt çocukları artık katliam ve sürgün ağıtlarıyla büyümeyecek, kahramanlık marşlarıyla yürüyecek, özgürlüğe doğru koşacaklardır.

Tarihte hapsedildiğimiz karanlık zindanlardan, özgürlüğe doğru kanatlanmanın yolunu şahinleşmekte buluyoruz. TAK, Kürdistan halkına reva görülen koşulların doğurduğu fedai bir örgüttür.

Dünyanın sayılı militarist güçleri arasında yer alan faşist Türk devleti, yiğit fedailerimiz karşısında çaresizliğe mahkum olmuştur. Öyle ki yaptığımız eylemler kaza, gaz sıkışması, kontak, kıvılcımların sonucu oluşmuş gibi yansıtılarak bu safsatalarla kamuoyu yanıltılmaya çalışılmaktadır. Emperyalist desteklerle bile ayakta duramayan Türk devleti karşısında bizlerin dayanağı; halkımızın özgürlük tutkusu, yüzyılların öfkesi, intikam hırsı ve kinimizdir.

Tarih tekerrür etmektedir. Katliamcı Türk devleti, büyük devlet imkanları ve teknik gücü de olsa; ölümü yenmiş kararlı, intikam yemini etmiş gücümüzle baş edemiyor, baş edemez.

Başkan APO’ya esaret, halkımıza kimliksiz, kişiliksiz, iradesiz yaşamı ya da ölümü dayatmaları karşısında verdiğimiz ve vereceğimiz cevap; intikam ateşlerimizle düşmanı yakmak olacaktır. Düşmanı beyninde, kalbinde vuruyor ve faşist sistemde büyük yaralar açıyoruz.

Yiğit ve kahraman Kürt gençleri olarak Önderliğimizi ve halkımızı fedaice koruyacağız. Bize dayatılan ya ölüm ya onursuz yaşamdır. Onursuzluk ve iradesizlik dayatmalarıyla ölümün gölgesinde yaşamaya maruz bırakılan halkımızın bağrından çıkan intikam gücü TAK olarak, tüm katliamcılara hesap soracak üçüncü seçeneği yani özgür yaşamı  yaratarak tarihin onurlu ve iradeli halkları arasındaki yerimizi alacağız. Biz hiç kimseden hak talep etmiyoruz. Halkımızdan aldığımız güçle cani düşmanı yenilgiye uğratacağız. Bizler halkının özgürlüğüne sevdalı intikam tugaylarıyız.

Türk devlet yetkilileri, dünya ve Türkiye kamuoyuna karşı gerçekleri çarpıta dursun, şahinlerimizin pençeleri her geçen gün Türkiye’nin can damarlarından bir yerleri kopararak Türkiye’deki kan kaybını ölümcül noktaya getirmektedir.

Yaptığımız eylemlerimizle şunu tekrardan belirtiyoruz; istediğimiz zaman istediğimiz yerde istediğimiz hedefi vuracak güç ve yetenekteyiz. Havalimanı eylemi zihinlerde canlılığını korumaktadır. Küle dönmüş yığından geriye ne kalabilir ki? Verdiğimiz zararın, yenen darbenin ağırlığı kamuoyundan gizlenmiş, nedenleri ve sonuçları büyük oranda çarpıtılmaya çalışılmıştır.

Görülmüştür ki bu ülkeye ayak basar basmaz tehlike çanları çalar, ölüm kol gezer. Bu coğrafya, yüzyılların intikamının alındığı, hesaplaşma mekanıdır. Bu nedenlerle de Türkiye’ye gelmeyi düşünen turist ve yabancı sermayeye uyarılarımızı yineliyor, sonuçları giderek ağırlaşacak olan eylemlerimize hedef olmanızı istemiyoruz.

Başta turistik alanlar olmak üzere Türkiye’nin her yerinde ölüm kol gezecektir. Şimdiye kadar harekete geçmiş olan, gücümüzün sınırlı bir kısmıdır. Timlerimizin büyük bir çoğunluğu harekete hazır bir pozisyonda beklemektedir. İlgili ve duyarlı tüm kamuoyu bundan sonra da büyük bir dikkat ve titizlikle eylemlerimizi takip edecektir.

Hiçbir ülke vatandaşının canı Türkiye’deki kadar ucuz değildir. Birçok ülke, hasır altı edilmeye çalışılan gerçekleri görerek Türkiye’deki ucuz can pazarına gelmeyip tedbir geliştirmeye çalışmıştır. İntikam eylemlerimizin cehennemine dönen Türkiye’yi, turizm cenneti gibi göstererek turizme yönelik eylemlerimizin sonuçlarını çarpıtarak, bu yılki turizm gelirlerinin neredeyse tümü yeniden canlandırma çabalarına harcanmaktadır. Turizm beldeleri eylemlerimizin sıcaklığıyla daha da kavrulacaktır. Önderliğimiz esaret koşullarında bulunduğu ve halkımız imhaya tabi tutulup açlıkla terbiye edilmeye çalışıldığı sürece turizm beldelerine gidişleri yasaklıyoruz.

Ağır kriz yaşayan, ucuz pazarlarda satılık konumuna gelmiş Türkiye’ye yatırım yapmak ya da ucuz tatil amaçlı gelişler ciddi maddi kayıplarla yüz yüze kalmak kadar, bir halkın katliamına katılmak anlamı taşıyacağından can kayıplarını da beraberinde getirecektir. Bu nedenle tekrar uyarıyoruz; böylesi bir durumda hedeflerimiz kapsamına girilmiş, intikam eylemlerimizin sonuçları göze alınmış olunur. Eli kanlı sistemi yürüten, ayakta durmasına katkıda bulunan herkes hedeftir, bu nedenle de pişman edilecektir. Ancak bizler yaptığımız hiçbir intikam eylemimizden pişmanlık duymadık, meşruluğuna sonuna kadar inandığımız için duymayacağız da.

Cellat Türkiye’deki imha ve inkar zihniyeti yıkıcı darbelerimizle aşılacaktır.  TAK Kürt kanıyla beslenen Türk devlet yetkililerinin,  tüm savaş rantçılarının kabusu ve karabasanı olmaya devam edecektir. Katliamcı çocuk katili Türkiye devleti, uygulamalarına en güçlü biçimde karşılık bulacaktır.

Geliyoruz, daha öfkeli, daha hızlı, daha amansız geleceğiz, apansız ortaya çıkacak ve yakıp kavuracağız.

-Yaşasın Başkan APO!

-Yaşasın Yiğit Kürdistan Halkının İntikam Gücü TAK!

-Kahrolsun Faşist TC!

————————————————————————————

ZALİMLER KARŞISINDA HALKIN İNTİKAM GÜCÜ, ADALETİNİN KESKİN KILICIYIZ

Soykırımcı TC 250 bin kişilik ordusuyla, tankı ve topuyla yine halkımızı savaş cenderesine almış, terör ve işkenceyi evlere kadar taşımıştır. Bununla amaçlanan; halkımızın kendisini ve değerlerini inkar etmesi, nefessiz bırakılmasıdır. Kirli politikalarıyla sözde misak-ı mili sınırları ve Kuzey Kürdistan ile yetinmeyip, halkımız üzerinde estirdikleri katliam rüzgarlarını Güneye de taşımak isteyen TC, Güney halkımızı ve kazanımlarını da hedeflemektedir.

Önderliğimizin esaretinin sorumlu güçlerinden olan AB ve ABD’nin halkımızın akıtılan kanından palazlandıkları açık bir gerçektir. Lagendijk şahsında AB’ye de diyoruz ki; halkımız 200 yıldır yürüttüğünüz iradesiz, köle, bilinçsiz  Kürt yaratma politikalarınızı deşifre etmiştir. Halkımızın vereceğiniz akla ihtiyacı yoktur. Kendi haklarını alabilecek güçte, iradede ve akıldadır. Bunun savaş gücüyle çözüleceğini çok iyi biliyor ve uygulamaktadır.

Mülkün temeli olarak görülen “adalet’le katliam, işkence ve tutuklama kararlarını alanların ve uygulayanların cezalandırılmalarını beklemiyoruz. “Devletin bekası için” bir zamanlar kendi başbakanını asanlar yeri geldiğinde kamuoyunun, askerin motivasyonu ve şovenizmin canlandırılması için kendi askeri gücüne saldırı gerçekleştirenler, son olarak Hakkari’de kendi çocuklarını da hedeflemiştir. Karargahını Kürdistan’a taşıyan çeteci Büyükanıt anlaşılan, provokasyonlar için doğru iz üzerindedir. Şemdinli’de açığa çıkan faşist devletin kirli ilişkilerinin, katliamlarının, saldırılarının, komplolarının uygulayıcıları Büyükanıt ve çetesi; son olarak başka “iyi çocuklar” eliyle yaptırılan Hakkari provokasyonuyla manipülasyonu geliştirerek bilinç çarpıtmasıyla aklanma ve katliam ortamını yaratma arayışındadır.

Kürdistan Özgürlük Şahinleri olarak, Şemdinli’de de hasır altı edilmeye çalışılan katliam uygulamalarının sorumlularını halkın adaletinin keskin kılıcı olarak en ağır şekilde cezalandıracağız. Büyükanıt ve çetesine, büyük yanıtlar vereceğiz.

Gerek komplocu güçlerin gerekse de katliamcı, eli kanlı Erdoğan ve Genel Kurmay Başkanı’nın sadık kalacakları tek sözleri halkımızın imhasıyken, yalan ve aldatmacadan ibaret sözlerini tutmalarını beklemek saflıktır. Gün geçmiyor ki halkımız üzerinde yeni katliam planlamaları yapılmasın. Bu haliyle eli kanlı TC’nin halkımızla yaşayacağı daha büyük bir sorun ve çelişki olamaz. Yıllardır görülmektedir ki barış ve demokrasi çağrılarıyla ve çabalarıyla bir yere varılamamaktadır. Barış ve demokrasi çağrıları, yanıtını katliam ve işkence olarak bulmaktadır.

Öfkesini meydanlarda haykırmaya yaşını engel görmeyen 7’sinden 70’ine çocuklarımızı, dedelerimizi kurşunlayan, panzerlerle ezen, aralıksız sürdürülen tutuklamalarla son olarak 80 çocuğumuzu cezaevlerine dolduran TC devletinin bu uygulamalarını tasvip etmeyip mücadelemize katılmak yerine; halkımızın düşmanlarının kirli savaş uygulamalarının bir parçası olan hareketimiz Kürdistan Özgürlük Şahinleri’ni karalama ve kınama kampanyalarına katılınmasını, yiğit Kürdistan halkının intikam gücü olarak tasvip etmiyoruz. Türk devletinin Başkan APO’ya ve halkımıza karşı geliştirdiği kirli politikalarına pratik olarak gelmekle kalmayıp TC’ye hakkını veren intikam eylemlerimizin kınanması yerine yapılması gereken; pasif savunma pozisyonundan aktif saldırı konumuna geçmektir. Nitekim halkımız hareketimizi ve amaçlarımız doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz eylem çizgimizi onaylamaktadır. 

Eylemlerimiz sonucu yaşanan tüm ölümlerden, maddi ve manevi darbelerden sorumlu olanlar, halkımıza karşı her türlü insanlık suçunu işleyenlerdir. Şiddet gerekçelerimizi sorgulayanlar ve kınayanlar; şunu bilmelidirler ki yiğit Kürdistan halkının Önderi Başkan APO esaret koşullarında zamana yayılmış imhaya maruz bırakılırken, Kürt çocuklarına ve analarına katliam fermanları verilirken, değerlerine saldırılırken kimse halkımızın intikam gücü olarak bizden farklı bir mücadele ve eylem tarzı beklememelidir. Kimsenin bunu bekleme hakkı yoktur. Kürt halkı sahipsiz değildir. Yiğit ve kahraman çocukları değerlerini ve halkını sonuna kadar koruyacaktır. Kural, sınır tanımayan düşmana karşı kural ve sınır tanımayacağız. Yiğit Kürt gençliği de eylem çizgisini Amedde netleştirmiştir.

Başkan APO’ya ve Kürt halkına özgürlük iddiasındaki tüm hareketleri de bu vesileyle aktif mücadeleye davet ediyoruz.

-Yaşasın Halkımızın İntikam Gücü TAK!

-Kahrolsun Eli Kanlı Faşist TC!

11.05.2006

————————————————————————————

BASINA ve KAMUOYUNA

Basında 23.04.2006 tarihinde; Doğu Kürdistann‘ın Bokan kentine bağlı Kulteppe ilçesinde uyuşturucu tacirlerinin bulunduğu bir eve Cumartesi-Pazar gecesi düzenlenen saldırıyı gerçekleştirdiğimiz yönünde haberler yer almıştır. Ne bu saldırıyla ne de aynı bölgede daha önce korucu ve Iran rejimi ile işbirliği içinde olduğu belirtilen kişilere yönelik ve mahkeme binası ile güvenlik idaresini hedef alan saldırılarla bir ilgimiz olmadığını basına ve kamuoyuna duyuruyoruz.

26.04.2006

————————————————————————————

BAŞKAN APO’NUN KAHRAMAN GENÇLİK ORDUSU GÖREV BAŞINA

Kahraman Kürt gençliği  katliamların, saldırıların hesabını sormak için görev başına. Silahlı silahsız ayrımı gözetmeyen düşmana karşı sen de hedef gözetme! Tek başına ya da gruplar oluşturarak; devlet kurum-kuruluşları, arabalarına, görevlilerine karşı; başta AKP, CHP olmak üzere faşist parti binalarına ve çalışanlarına karşı; faşistlerin ev, araba ve işyerlerine karşı eylem yapma günü gelmiştir.

Her akşamın karanlığını çıkardığınız yangın ve diğer eylem biçimleriyle aydınlatın. Türkiye şehirlerinin üstünü kara dumanlar kaplamalı. Halkımıza katliamı hak görenlerin olduğu her yer cehenneme çevrilmeli.  İntikamın alınmadığı, eylemsiz geçen gün olmamalı. Gelen her gece; bizim için eylem zamanı, Türkler için ise korku, kaos zamanı olmalıdır.

Eli kanlı faşist Erdoğan ve salyalı tetikçilerinin kabusu olan kahraman Kürt gençliği, kabusu her gün yapacağınız yeni eylemlerle karabasana dönüştürün.

Pimi çekilen yüreklerimizle her şey bizim için saldırı aracıdır. Katliamcı devlete ait her şey senin hedefindir, eline geçirdiğin her şey silahındır, bombandır. İntikam intikam intikam’şiarıyla şimdi görev başına!

-Yaşasın Başkan APO!

-Yaşasın Halkımızla Birlikte Yürüttüğümüz İntikam Eylemleri!

-Kahrolsun Katliamcı Faşist TC!

02.04.06

————————————————————————————

TÜRKİYE’DE TATİL YAPMAYI DÜŞÜNEN TURİSTLERE UYARIMIZDIR!

2004 yılında yayınladığımız kuruluş bildirgemizde yabancı turistlere yaptığımız çağrının ardından, turistik hedeflere yönelik eylem yapmamaya azami önem gösterdik.

2005 yılında Çeşme‘de gerçekleştirdiğimiz eylem dışında herhangi bir eylemimiz olmamıştır. Bu konuda elimizden geldiğince uyarı eylemleri yaparak Türkiye de tatil yapmak isteyen turistlere mesajlar vermeye çalıştık. Ancak gelinen aşamada faşist Türk devletinin Kahraman Kürt halkına ve onun onuru olan önderliğine karşı yürüttüğü kirli savaş en üst seviyeye gelmiş bulunmaktadır.

28 Mart’tan bu yana Amed ve Batman başta olmak üzere Kürdistan her tarafı ile Türkiye metropollerinde meşru demokratik eylemler geliştiren halkımıza yönelik içerisine girilen faşist saldırılar sonucunda  içinde 3, 6, 7 yaşındaki çocuklarında bulunduğu onlarca insanımız öldürülmüş, yüzlercesi yaralanmış ve bir o kadarı da işkencelerden geçirilerek tutuklanmışlardır. Faşist Türk Devletinin bu vahşiyane yüzü göz önüne alındığında bizim de bu halka ve bu halkın onuruna sahip çıkacak mücadele tarzını esas almamız gerekmektedir. Faşist Türk devletinin yürüttüğü bu kirli savaşta en büyük gelir kaynağı yerli ve özellikle de  yabancı turistler aracılığıyla Türkiye’ye sokulan dövizlerdir. Türkiye’ye gelen turistlerin yaptığı harcamalar ve bıraktığı dövizler Kürt halkına karşı bomba, tank, silah ve her türlü soy kırım aracı ve soy kırım olarak dönmektedir. Biz TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) olarak ister bilinçli, ister bilinçsiz olsun  faşist devletin yürüttüğü bu kirli savaşı besleyen  kuruluşları ve gelir kaynaklarını kendimize temel hedef olarak görüyor ve bunu kurutmak için elimizden gelen tüm çabamızı sarf ederek ciddi eylemlere girişeceğimizi tüm ilgili kesimlere ve kamuoyuna buradan duyuruyoruz. Israrla bunu belirtmek istiyoruz ki, Türkiye güvenlikli bir ülke değildir.

 Bu açıklamamızdan sonra Türkiye’deki yerli ve yabancı turizm şirketlerini, otellerini, acente ve seyahat firmaları yani  kısacası turizm sektöründe çalışan bütün firma ve şirketlerini hedef alacağımızı büyük bir ciddiyetle belirtiyoruz.

  Türkiye vatandaşlarının turizm merkezlerinden uzak durmalarını ve yabancı turistlerin Türkiye’ye gelmemesini ve gelmeleri halinde yapacağımız eylemlerde yaşanacak kötü sonuçlardan kesinlikle sorumlu olmayacağımızı duyuyoruz. Bu vesileyle Türkiye’ye turist gönderecek veya göndermeyi düşünen ülke ve devletleri hassasiyet göstererek tedbir almalarını ve kendi vatandaşlarını bu konuda uyarmalarını istiyoruz.

Kürt halkı gibi yüz yıllardır faşist Türk devleti gibi barbar ve insanlık düşmanı bir rejime karşı vermiş olduğumuz mücadelede çok acılar ve katliamlar yaşadık. Önderliğimiz tarafından birçok kez barışçıl yöntemlerle çözüm sağlatılmak istenmiş olsa da bu faşist rejimin buna cevabı soykırım ve yok sayma olmuştur. TAK olarak bu rejime karşı yürütülebilecek tek mücadele biçiminin şiddet olduğunu benimsiyor ve bu çizgide hiçbir eylem biçiminden kaçınmayacağımızı bir kez duyuruyoruz.

Eğer Recep Tayip Erdoğan çocukları, kadınları ve herkesi vuracağız diyorsa bizde böyle yapacağız

————————————————————————————

BASINA VE KAMUOYUNA

Kahraman halkımız her vesileyle Başkan APOO‘yu sahiplendiğini meydanlarda haykırmıştır, iradesinin kim olduğunu açıkça beyan etmiştir. Bunun karşılığı ise başta Amed olmak üzere Kürdistan’ın her yerinde katliam ve saldırılar olmuştur.

Başkan APO’nun imhası ve kahraman halkımızın soykırımdan geçirilmesi amacıyla rantçı çevreler, ekonomik, siyasal, her türlü örgütlü güç ve çabalarını ortaya koymaktadırlar.

Eli kanlı, faşist, katliamcı devletin yüzü yaptığı her uygulamayla, attığı her adımla her gün kendini göstermektedir. Son olarak Kürt halkının özgürlüğü için mücadele yürüten kahraman halkımızın çocuklarına kimyasal yağdırarak katletmesinin ardından, çocuklarını sahiplenen halkımıza da kurşun yağdırmış, katliam uygulamıştır.

Kahraman Amed halkı direniş ruhunu şahlandırarak onurunu, Başkan APO’yu ve savaşçılarını ne pahasına olursa olsun sahipleneceğini göstermiştir. Kürdistan’ın tümüne yayılan bu ruhla ayağa kalkış; yakılan Newroz ateşlerinin bir gün için yakılmadığını, düşmanı yakana değin süreceğini göstermektedir.

TAK olarak Amed halkının ısrarlı ve kararlı sahiplenme biçimini, direniş ruhunu selamlıyoruz. Tüm Kürdistan halkının umut ve beklentilerine cevap olacak bir eylemselliği esas aldığımızı, alacağımızı belirtiyoruz. Eli kanlı faşist Türk devletinin katliamlarına karşı tüm güç ve kurumlarını hedef alacağımızı, hiçbir kural tanımayan düşmana karşı hiçbir kural tanımayacağımızın altını çiziyoruz.

Başkan APO’ya ve halkımıza karşı faşist çete odaklarının geliştirdiği her türlü olumsuz yönelim, tek başına dahi, geliştirdiğimiz ve geliştireceğimiz her türlü eylemin temel gerekçesidir.

Biz Kahraman Kürt halkının çocukları, Başkan APO’nun şahinleri olarak; Başkan APO ve halkımıza yönelik uygulamalar değişmediği sürece Kürdistan’daki ateşi Türkiyeye taşıracağımızı ve bu ateşin; her yere yayılacağını, saldırıların katliamların sorumlusu herkesi yakacağını, eylemlerimizin tüm şiddetiyle süreceğini halkımıza ve kamuoyuna duyuruyoruz.

-YAŞASIN BAŞKAN APO!

-YAŞASIN HALKIMIZIN ONURUNU SAHİPLENİŞİ!

-YAŞASIN HALKIMIZIN İNTİKAM GÜCÜ TAK!

-KAHROLSUN FAŞİST TÜRK DEVLETİ!

30.03.2006

————————————————————————————

MEDYA KURULUŞLARI  ve BASIN ÇALIŞANLARINA

Medya kuruluşlarının ve basın camiasının görevi; gerçekleri çarpıtarak, savaş naraları atarak, ihbarcılık yaparak, özel savaş uygulamak, faşist odakların sözcülüğünü yapmak, halka yapılan saldırı ve katliamları meşrulaştırmak değildir. Ama Türkiye basınında olan bu ve daha kirli biçimidir. Köşe yazarlığı gerçeklerin dili olma, halkı doğru bilgilendirme, aydınlatma ve gerçekleri tarafsız bir biçimde yorumlayarak kamuoyu vicdanına sunmaktır. Türkiye köşe yazarlarının içinde bulunduğu pozisyon ise; savaş çığırtkanlığı yapmak, katliam senaryo ve stratejilerini oluşturmak, halkı yoğun psikolojik baskı altında tutmak, faşist odakların çıkarlarını halk çıkarlarına karşı savunmak, eli kanlı çevrelerin sözcülüğünü yapmaktır. Bu; ahlaksızlık, ilkesizliktir.

Mevcut yayın politikalarınız ve yorumlarınız sizleri taraf yapmaktadır. Taraf olmanız, hedef olmanız anlamına gelmektedir. Yalan ve çarpıtmalarınızın size neye mal olacağını gördüğünüzde sırtınızı dayadığınız kayaları bulamayacaksınız,  o zaman da aynı cesareti gösterebilecek misiniz? Mevcut durumda hedeflerimiz arasındasınız ve geri adım atmazsanız bombaların hedefi olduğunuzda ve ensenize soğuk demirin namlusu dayandığında geri adım atmanın fayda etmeyeceğini anlamış olacaksınız.

TAK olarak hiçbir basın ahlak ilkelerine uymadan eli kanlı devletin sözcülüğünü yürüten medya kuruluşlarını, muhabir ve yazarlarını uyarıyoruz; sorumluluklarınızı tarafsız bir biçimde yerine getirin, gerçekleri çarpıtmayın ve doğru yorumlayın!

30.03.2006

————————————————————————————

NEWROZ ATEŞİMİZ HER GÜN YANACAK DÜŞMANIN CEHENNEM ATEŞİ OLACAK

Tarihin büyük zorbalarına, işgalci ve istilacı güçlerine, hain ve işbirlikçilerine karşı yiğit halkımız, hakkı olan özgür yaşam için fedaileriyle Newroza; dirilişi, direnişi kazımıştır. Newroz ateşi; Demirci Kawawa’nın intikamcı çıkışında yaktığı ve ardıllarının fedailikleriyle, direnişçilikleriyle, eylemleriyle yükselttikleri ateştir.

Ulusal direniş ve diriliş bayramımız olan Newrozu karşılarken heyecanımız içimize sığmıyor. Bunun nedeni bellidir: Başkan APO’ya ve halkımıza karşı geliştirilen uygulamaların sorumluları yaktığımız, yakacağımız ateşlerde yanacaktır. Newroz, özgürlük Newrozu olacaktır.

Coşku doluyuz. Özgürlük umutlarımızı düşmana vurduğumuz, vuracağımız eylemlerimizle yaratıyoruz, büyütüyoruz. Bu, tarihin bize emridir. Başkan APO’nun esareti, kahraman şehitlerimizin vasiyetleri ve düşmana olan öfkemizin büyüklüğü; düşmanı yakmak için Newroz ateşini eylemlerle yükseltmeye çağırmaktadır.

Newroz’un coşku ve heyecanını halaylarımızda, zılgıtlarımızda, sloganlarımızda haykıracak, eylemlerimizle düşmana vurduğumuz etkili darbelerle göstereceğiz.

TAK olarak, kanla yaratılmış değerlerimizi korumak için böyle olmaya baş koymuşuz. Yüreğimizi, coşkumuzu, azmimizi, bilincimizi koyuyoruz. Tarihte bunun karşısında hiçbir egemen, sömürgeci, faşist rejim duramadı, duramayacak.

Bu kararlılık ve coşkuyla Başkan APO’nun ve halkımızın Newrozunu kutluyoruz.

-BIJÎ SEROK APO!

-YAŞASIN DÜŞMANI YAKAN NEWROZ ATEŞİ!

-KAHROLSUN FAŞİST TÜRK DEVLETİ!