2009 BASIN AÇIKLAMALARIMIZ

Basına ve kamuoyuna

  

Savaşarak,Özgürleşeceğiz…

Bizim en son yayınladığımız bildiride de belirtiğimiz gibi yaklaşık 7 aydan bu yana Türk devletinin ve özellikle AKP hükümetinin ”Açılım” diye yaygara kopardığı aslında başından itibaren Kürt halkına ve onun mücadelesine tamamen tasfiye içerdiği ,tasfiyeyi amaçladiği belli olan ve tarafımızca bilenen bir gerçekti.

PKK hareketi bu 7 aylık süreç boyunca sonu belli olan ve içinde binbir hile ve düzen olduğu ”Açılım” demagojisini zorlanarak da olsa belki barışa vesile olur diye ve özellikle Başkanımızın barışçıl tutumundan dolayi süreci yakından takip ettiğimiz gibi bütün yapılanlar karşısında TAK olarak çok zorlandığımızı başta Türk devleti, tüm duyarli kamoyu ve Kürt halkı da çok iyi bilmelidır. Son sureçte gelişen olayları, Kürt halkının eylemlerini selamladığımızı belirtmek istiyoruz.

 Örgüt olarak Başkanımıza ve Kürt mücadelesine karşi son derece hassasiyetimizin olduğu herkesçe bilinmelidir.Sürecin Başkanımız ve halkımız açısından bu şekilde devam etmesi durumunda, Türkiye şehirlerinde yaşamın her anı ateş topu olacaktır.Biz örgüt olarak halen surece tam anlamiyla mudahil olmadığımızda bilinmelidır.

Biz bu sureci tüm ayrıntılariyla yaptığımız geniş toplantımızda ele aldık ve değerlendirdik.Sürecin devam etmesi halinde biz de çok değişik biçimlerde yapacağımız eylemlerle Başkanımız ve halkımızın yanında yer alacağız.Bu süreçte eylemlerde yer alarak Türk devletinin saldırısana maruz kalan ve Başkentimizde şehit düşen 23 yaşındaki ünıversite öğrencisi Aydin Erdem’ın intikamını almak için and içtik.

Bu arada Karadeniz bölgesi Tokat’ın Reşadiye ilçesinde 1’i uzman çavuş,7 askerın öldüğü ve 3 askerin de yaralandığı eylemi, hangi örgüt ve o örgütün hangi birim ya da üyeleri gerçekleştirmişse kendilerini selamliyor ve herkesi eylemseliğe çağıriyoruz.

-Yaşasin Başkan APO

-Yaşasin Özgürlük Savaşımız

-Bıji serxwebun u azadi

-Bimre Dagirkeri u bindesti

-Teyrebazen Azadiya Kurdistan(TAK)

-11.12.2009

————————————————————————————

09 Aralık 2009 Bildirisi:

Kürt Halkı Savaşarak Dirildi Savaşarak Özgürleşecek!..

Bir dönemin sonuna geldiğimizi tüm çevreler gibi biz de gözlemlemekteyiz. İçerisinde yer almadığımız düzmece “açılım” süreci gün geçtikçe tüm yönleri ile açığa çıkmaktadır. Başkan Apo her zamanki yüceliği ile tüm işkenceler altında barışçıl olduğunu ispatlarken Türk Devleti sadece faşizmden ve Osmanlı oyunlarından anladığını bir kez daha ortaya koymuştur.

“Açılım” ile Kürt Halkı oyuna getirilmek, özgürlük iddiasından vazgeçirilmek istendi. Bazı basit haklarla ehlileştirilmeye çalışıldı. Türk Devleti bu süreçte sadece bir yenilik yaratmak istemiştir. O da geçmişteki “en iyi Kürt ölü Kürttür” söylemini çok fazla dillendirmeyip “en iyi Kürt benim Kürdümdür” söylemini ön plana çıkarmak olmuştur. Ancak bu bile söylemin ötesine geçmemiştir. Çünkü Türklüğün varlık zemini her zaman Kürtlerin imhası üzerine kurulmuştur. Tıpkı Şex Said’de, Ağrı’da, tıpkı Dersim’de olduğu gibi. Türkiye Cumhuriyeti Kürtlüğün yokluğu üzerine inşa edilmiştir. Bundan dolayı bu faşist Cumhuriyetin çatısı altında bir Kürt varlığını hayal etmek bile Türk’lerle çelişmenin, çatışmanın bir sebebidir.

Biz TAK olarak önceki bildirimizde Başkan Apo’ya olan sonsuz bağlılığımızın ve Kürt Halkının onurlu barış istemine duyduğumuz saygının bir gereği olarak bu süreçte sessiz kalmayı, eylemlerimizi durdurmayı tercih ettiğimizi ilan etmiştik. Çünkü ağzımızdan çıkan her sözün Türk milletini bir bıçak gibi kanatacağının, her davranışımızın bir intikam eylemine dönüşeceğinin farkındaydık. Ancak gün geçtikçe bizim anlayışımızın doğruluğu da ortaya çıkmaktadır.

Bugün Başkan Apo ölüm ile tehdit edilmektedir. Bir halkın Önderi 6m’ye sıkıştırılmaya çalışılmaktadır. Buna karşı isyana kalkan halkımız coplanmakta, göz altına alınmakta, işkencelere alınmaktadır. Özgürlük eylemlerini gerçekleştiren onurlu halkımız Türk medyası tarafından alçaltılmaya, barbar gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Oysa ki bu halk binlerce yıl önce bu topraklarda uygarlık yaratırken Barbar Türkler henüz milattan sonra 700’lerde bizden bir parça toprak dilenmiş, ehlileşmek için yardım istemiştir. Bugün ise bu Türkler bize barbar demekte, kendince ehlileştirmek için basit haklar teklif etmektedir.

Binlerce yıldır bu topraklarda uygarlık yaratan ve yaşatan halkımız asla bu oyunlara gelmeyecektir. Bu barbar millete nasıl kucak açıp ona yer vermeyi bildiyse topraklarından kovmasını da bilecektir. Bu temelde Gever’de, Hakkari’de, Mersin’de, İstanbul’da karakollara saldıran, panzer kovalayan, faşistleri molotoflayan gençleri selamlıyor, çok yakında özlemini duyduğumuz intikam eylemlerimizi yükselteceğimizi halkımıza duyuruyoruz.

Bijî Serok Apo

Bijî Serxwebun û Azadî

Bimrê Koletî û Devleta Tirk

TeyrêBazên Azadîya Kurdistan

09 Aralık 2009

————————————————————————————

25 Ekim 2009  Bildirisi:

Basına ve Kamuoyuna

Nisan 2009 tarihinden itibaren Başkan Apo tarafından geliştirilmek istenen “Kürt Sorununun Barışçıl Çözümü” çabaları ve gelişmeler bizler tarafından da yoğun bir şekilde takip edilmiştir. Başkan Apo 99 öncesinde olduğu gibi sonrasında da Kürt Halkının Özgürlüğünü barışçıl yöntemlerle çözme arayışını sürdürmüştür. Yine son olarak geliştirdiği bu süreç bu arayışın bir devamı olmuştur.

Başkan Apo gerçekleştirdiği bu süreçle tekrardan kendi duruşunu ortaya koymuştur. Tarihte eşine az rastlanır bir Önderlik gerçeği ile insanlığa hizmet etme anlayışını bu sefer de ispatlamıştır. En zor koşullarda dahi düşmanına bir fırsat daha vermeyi başarmıştır. Kendi yaşamını bir kenara bırakarak kendisine kast edenlerle bile anlaşabilmenin gücünü göstermiştir. Son olarak da tıkanmış olan bir süreci aşmak için dahiyane bir yaklaşımla “Barış Grupları” çağrısında bulunmuştur. Bu Başkan Apo’nun, tıpkı geçmiş büyük peygamberler gibi tarihin kendisine yüklemiş olduğu büyük kişiliğin en önemli nişanıdır.  Yine Kürt Halkı geliştirilen tüm bu sürece ve Önderliğine sahip çıkmıştır. Binlerce yıldır, özellikle de Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan itibaren büyük işkence ve acılara maruz kaldığı halde büyük bir fedakarlık ve alçak gönülülükle barış taraftarı olmuş, daha fazla kan akmaması için sorumluluk sahibi olmuştur. Son olarak da “Barış Gruplarını” meydanlarda görkemli karşılayarak dünyanın en örgütlü ve özgürlüğe layık halk olduğunu ispatlamıştır.

Ancak biz TAK olarak, fazla uzun söze gerek duymadan faşist Türk Devletinin böylesi barışçıl çözümlere gelmeyeceğini, her tür oyuna başvurmak suretiyle Kürt Halkını ve O’nun Önderini imha etmekten vazgeçmeyeceğini baştan beri biliyorduk. Ancak Başkan Apo’nun geliştirmek istediği ve halkımızın sahiplendiği bu sürece kendi cephemizden zarar vermemek için bu süreç boyunca bilinçli olarak sessiz kalmayı ve eylemlerimizi durdurmayı tercih ettik. Fakat tüm bu süreç boyunca Kürt halkı üzerindeki baskılar durmamış, gencecik bedenler, Ceylanlar, İbrahim’ler toprağa düşmüştür. Operasyonlar durmamış, “son kişi kalıncaya kadar mücadeleye devam” edebiyatından vazgeçilmemiştir. Yine sözde muhalefet parti liderlerinin ağzından her fırsatta Kürt Halkı aşağılanmış, hakaretlere maruz bırakılmıştır.

Bugün de hedeflenen, “açılım” adı altında, yıllar önce Ağrı Dağlarında yapıldığı gibi Kürt Halkının Özgürlüğünü bir kez daha beton altına koymaktır. Bugünün geçmişten tek farkı siyasal yöntemlerin daha fazla kullanılmaya çalışılmasıdır. Bu oyunların daha fazla ortaya çıktığı bu günlerde sessizliğimizi bozmanın, tarihin bize biçtiği misyonu tekrardan üstlenmenin zamanının geldiğine inanıyoruz.

Türk Devleti her gün uyguladığı politika ve gerçekleştirdiği saldırılarla bir barışı hak etmediğini ilan etmektedir. Kürt Halkının hala sahipsiz olduğuna, “Osmanlı oyunlarıyla” kandırılabileceğine ve bu yapılanlara cevap veremeyeceğine inanmaktadır. İstediği zaman, istediği yerde Kürt çocuklarını, Kürt gençlerini bombalayabileceğini, kurşuna dizebileceğini sanmaktadır. Tüm bu saldırılar karşısında Kürt Halkının intikam duygusundan, öfkesini kusma refleksinden yoksun olduğunu düşünmektedir.

Türk Devleti savaş ile yola gelecektir. Nasıl ki Kürt Halkı bugüne kadar elde ettiğini savaşarak elde etmişse bundan sonra da savaşarak kazanmayı başaracaktır. Diğer yolların Türk Devleti için geçerli olmadığını bu içinden geçtiğimiz birkaç ay da tekrardan ispatlamıştır. Yaşananlar ve Kürt Halkının deneyimleri bu gerçekliği görmek için yetmekte ve artmaktadır.

Bu temelde Türk Devletini, işbirlikçilerini ve yardakçılarını uyarıyoruz. Dayatmak istediğiniz savaş ise, binlerce yıldır bu topraklarda savaşanların, iki yüz yıldır size boyun eğmeyenlerin, son otuz yıldır da özgürlüğü yaratanların Kürtler olduğunu unutmayın. Kürt gençleri asla size boyun eğmeyecek ve direnecektir.

Biz bu halkın savaş gücü TAK olarak Türk Devletinin büyük bir savaş ile yola getirileceğine inanıyoruz. Bu nedenle de bundan sonraki süreçte bütün Türk kurumlarının, şehirlerinin tekrardan hedefimiz haline getirileceğini söylüyoruz. Halkımıza reva görülen her türlü ölüm biçimini onlara da yaşatacağımızı bir kez daha belirtiyor ve Kürt Halkının bu savaşımımızda bize destek sunacağına inanıyor, Kürt Gençliğini de saflarımıza çağırıyoruz.

Bijî Kurdistan

Bijî Şerême li Hemberî Dewleta Tirk

Teyrêbazên Azadîya Kurdistan

25 Ekim 2009

————————————————————————————

 21 MART 2009 BILDIRISI:

ÇAĞDAŞ KAWALARIN YAKTIĞI ATEŞLERİN AYDINLIĞINDA NEWROZ PÎROZ BE!

Biz Kürtler Mart ayını; ilk günlerinde her türden egemenliğe karşı Kürdistan anamızın fedakar ve yiğit kadınlarının 8 Mart vesilesiyle de isyan, direniş, ayağa kalkış ve özgürlüğe emin adımlarla yürüyüş günlerini, ardından Kürdü dünyadan silme çabalarından biri olan Halepçe katliamının yıldönümünü, “vardık, varız ve başı dik, onurlu Kürtler olarak var olmaya da devam edeceğiz” diyerek yakılan Newroz ateşlerinin gürleştirildiği günleriyle, ulusal değerlerimizi koruma yolunda önümüzü aydınlatan kahramanları mücadele coşkusu, azmi ve kararlılığıyla andığımız günleriyle biliriz.

On yıllardır Kürt halkı üzerinde sadece kimliksizleştirme değil, eritme ve imha etme politikası esas alınmaktadır. Halk tarihimizde her isyanımızı katliamla bastıranlar, ardından gelişen her mücadeleyi halkımız üzerinde polis terörüyle, JİTEM, kontrgerilla saldırılarıyla, faili belli ve gizli operasyonlarla yeni katliamlar geliştirmiş, halkımızın direniş eylemliliklerini kanla sindirmeye, bastırmaya çalışmıştır. Özgür Kürdü yok etmek, parçalamak, iradesini kırmak istemektedirler. Çünkü tarihte hep olduğu gibi emperyalistlere, sömürgecilere, faşistlere köle, işbirlikçi Kürt gerekiyordu.

Kürt halkı fedakarlığını ve yurtseverliğini, ulusal değerlerine bağlı olduğunu ispat etti. Bu yıl da faşist TC direniş bayramımız Newroz’a katılımları engellemek için elinden geleni ardına koymayacak, bütün imkanları seferber edecektir.

Halkımız geliştirilecek bütün saldırılara, tehdit ve engellemelere rağmen diğer yıllara oranla çok daha büyük bir cesaretle, direniş bayramı Newrozu sahiplenmiş, 2009 Newroz’unda ayağa kalkışını zirveye çıkarmıştır. Böylesi tarihi bir dönemde halkımızın geliştirdiği bu ayağa kalkış, direniş tavrı tarihi bir tavır olmaktadır.

Direniş bayramımızı kutladığımız bugünlerde; halkımız üzerinde geliştirilen vahşi saldırıların artırılmasına ve yok etme politikalarının tamamlanmasına dönük uluslar arası konsept çerçevesinde arayışlar hızlanarak sürmektedir. Kapsamlı, sonuç alıcı bir plana dönüştürmek için Kürt işbirlikçi kesimlerin desteği alınmaya çalışılıyor. Kendi çıkarları için halkları kurban etme tavrı ne emperyalist güçler için, ne faşist sömürgeci TC için ne de işbirlikçi köle Kürtler için yeni olmayacaktır.

Ancak TC’nin karşımızda ayakta durabilmek için fazla şansı kalmadığı görülmektedir. Kendi halkının dahi isyan ve patlama düzeyine geldiği, Kürdistan’da halkımıza bilinçli olarak uyguladığı açlık politikalarının sonucunda artık kendi halkını da doyuramaz, susturamaz, bastıramaz hale getirdiği görülmektedir.

En ileri düzeye tırmandırılan, tekrar tekrar denenen her türden katliam planları ve uygulamaları Kürt özgürlük savaşçılarının, intikam gücünün eylemleriyle, halkımızın dimdik duruşu ve haykırışlarıyla boşa çıkartıldı. Her seferinde kaybettiler. Halkımızın yıkılmayan, kırılmayan,  giderek çelikleşen iradesi karşısında her yolu mübah gördüler, görüyorlar. 

TC dünyada en gerici, inkarcı ve asimilasyoncu yasalara sahip olduğu halde bunu dahi Kürdü yok saymak, iradesinin temsiline engel olmak için yeterli görmemektedir. Bunların yetmediği yerde kirli her türlü oyuna, hileye ve saldırıya da başvurma çabası içine girmiş durumdalar. Tüm devlet kuruluşları, partileri, bürokratları, polisleri, askerleri, işbirlikçileriyle etekleri tutuşmuşçasına alarma geçmiş durumdadırlar.

Halkımızın yapacağı tercihleri hiçe sayarak, halkımıza rağmen kanını satmış düzenbazları, halkımızın inançlarını sömürerek ve çıkarlarına alet ederek Şeyh Sait ve Saidi Kurdî takipçisi olduklarını iddia edenleri, sahtekarları, hırsızları temsilci diye halkımızın önüne çıkarmayı düşünenlere duyururuz: Nasıl ki halkımızın değerlerine en küçük bir saldırıyı kendimiz için hesap sorma gerekçesi olarak görüyorsak, ne istediğini bilen halkımızın iradesinin reddedilmesi yoluyla gelecek olan TC yetkilisini, yöneticisini koltuklarına rahat oturtmayacağımız da bilinsin. Halkımız “oyumuzu kendimize vereceğiz” demektedir. Bu sesi susturmaya, kısmaya dönük her girişim karşılığını misliyle bulacaktır. “Kan dökeceğiz, terör estireceğiz, yakacağız, yıkacağız, katliam yapacağız, kemikleriniz dahi bulunmayacak” diyenler, onların işbirlikçi ve uşakları halkımızın önüne sürülürse; yalnız onlar değil TC topraklarında da kimse huzurla, güvenle yaşamayacak, nefes alamayacaktır.  

Kürt gençleri bu tarihi dönemde oldukları her yerde halkımıza dönük saldırıları gerçekleştirenleri, onların dayanaklarını, ortaklarını ve işbirlikçilerini cezalandırmada öncülük rolünü daha büyük coşku, moral ve ustalıkla gerçekleştirmelidir. Kürdistan gençliği geleceğine, özgürlüğüne, ulusal değerlerine nasıl sahip çıkacağını artık bilmektedir. Gün, Kürt gençliğinin görevlerine sahip çıkma günüdür. Gün, serhildan, mücadele ve hesap sorma günüdür.

Halkımız Newroz’da gücünü ortaya koyarak meydanları direniş ruhuyla doldurmaktadır, sonrasında da yumruğuyla iradesini ortaya koyması, döneme mührünü vurması kaçınılmazdır.

Ulusal değerlerimize, halkımıza ve ülkemize her türlü saldırı karşısında halkımızın intikam gücü olan Teyrêbazen Azadiya Kürdistan (TAK) onurunu, kimliğini koruma, bunlara yönelen saldırılar karşısında halkımızın çıkarlarını koruma gücüdür. Kürt halkının intikam gücü TAK olarak; halkımızın değerlerine ve iradesine yönelik her türlü saldırı karşısında eylemlerimizle durmayı görev bildiğimizi, bunun için her türlü tavrı kendimiz için hak gördüğümüzü tüm kamuoyuna yeniden bildiriyoruz

İnkar ve soykırım sistemine karşı durma temelinde şimdiye kadar geliştirdiğimiz intikam eylemlerimize, çok çeşitli ve uzun süreli direniş eylemlerimize tüm dünya tanıklık etti.

Bizim kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktur. Amacımıza ulaşmak için şimdiye kadar her şeyi göze aldık, her zamankinden fazla daha büyüklerini de göze almaya hazırız. Bedeli ne olursa olsun biz sözümüzün, irademizin, özgürlüğümüzün ve kurtuluşumuzun sahibi olacağız.

     –    Bijî Roja Berxwedanê, Newroz!

     –    Bijî Kurd û Kurdistan!

     –    Kahrolsun Faşist TC!

     –    Kahrolsun Her Türden İşbirlikçilik!

  Teyrêbazên Azadiya Kurdistan

  21 Mart 2009