slider image 1

Ş.Zerdeşt RÜSTEM (Mustafa Çoban)

  Kod Adı: Zerdeşt RÜSTEM ERDAL

  Adı Soyadı: Mustafa Çoban

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1987 / Elbistan     

  Anne Adı: Medine

  Baba Adı: Ali

  Şehadet yeri ve Tarihi: 05.01.2017 – İzmir

 Detaylar...

slider image 1

Ş.Pirdoğan ARARAT(Enes Yıldırım)

  Kod Adı: Pirdoğan ARARAT

  Adı Soyadı: Enes Yıldırım

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1991 / Patnos     

  Anne Adı: Naide

  Baba Adı: Şefket

  Şehadet yeri ve Tarihi: 05.01.2017 – İzmir

 Detaylar...

slider image 1

Ş.Şervan ŞOREŞ DERWEŞ(Kadri Kılınç)

  Kod Adı: Şervan ŞOREŞ DERWEŞ

  Adı Soyadı: Kadri Kılınç

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1989 / Kızıltepe     

  Anne Adı: Necla

  Baba Adı: Halit

  Şehadet yeri ve Tarihi: 10.12.2016 – İstanbul

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Eylem NEWROZ(Eylem Yaşa)

  Kod Adı: Eylem NEWROZ

  Adı Soyadı: Eylem Yaşa

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1984 / Amed Merkez     

  Anne Adı: Hanım

  Baba Adı: Naif

  Şehadet yeri ve Tarihi: 10.06.2016 – İstanbul

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Asya GLİDAĞ(ESER ÇALİ)

  Kod Adı: Asya GLİDAĞ

  Adı Soyadı: ESER ÇALİ

  Doğum Tarihi ve Yeri: 13.11.1992 – IĞDIR     

  Anne Adı: SİMZER

  Baba Adı: SALİH

  Şehadet yeri ve Tarihi: 28 Nisan 2016 – Bursa

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Doğa JİYAN(Seher Çağla Demir)

  Kod Adı: Doğa JİYAN

  Adı Soyadı: Seher Çağla Demir

  Doğum Tarihi ve Yeri:     

  Anne Adı:

  Baba Adı:

  Şehadet yeri ve Tarihi: 13 Mart 2016 - Ankara

 Detaylar...

ŞEHİT KEMAL SİVEREK (Müslüm Güneşoğlu)

   Kod Adı: KEMAL SİVEREK

   Adı Soyadı: MÜSLÜM GÜNEŞOĞLU

   Doğum Tarihi ve Yeri: 1980 - SİVEREK     

   Anne Adı: FERİDE

   Baba Adı: HAMZA

   Şehadet yeri ve Tarihi: 19.08.2008 - MERSİN

Detaylar...

slider image 3

ŞEHİT ŞOREŞ HAKKARİ (ORHAN CANER)

   Kod Adı: ŞOREŞ HAKKARİ

   Adı Soyadı: ORHAN CANER

   Doğum Tarihi ve Yeri: 1975 - HAKKARİ     

   Anne Adı: HAYAT

   Baba Adı: AHMET

   Şehadet yeri ve Tarihi: 16.08.2008 - HATAY

 Detaylar...

slider image 4

ŞEHİT ERDAL ANDOK (GÜVEN AKKUŞ)

   Kod Adı: ERDAL ANDOK

   Adı Soyadı: GÜVEN AKKUŞ

   Doğum Tarihi ve Yeri: 1979 - İSTANBUL     

   Anne Adı: ŞÜKRAN

   Baba Adı: HÜSEYİN

   Şehadet yeri ve Tarihi: 22.05.2007 - ANKARA

 Detaylar...

 

Güven AMARA ROJ Arkadaşımızın kimlik bilgileri : 

 

Kodadı : Güven AMARA ROJ   

Adı Soyadı : Leyla Basut

Doğum Tarihi ve Yeri : 1985 / Siirt

Anne Adı : Hakime

Baba Adı : Sabri

Şehadet Tarihi ve Yeri : 08 Ekim 2016 - Ankara Haymana yolu üzerinde

 

         

BASINA VE KAMUOYUNA

08.10.2016 tarihinde Ankara Haymana yolu üzerinde Güven Amara Roj(Leyla Basut) ve Harun Amed (Harun Aslan) Yoldaşlarımız şehadete ulaşmışlardır.

Faşist TC’ye karşı yürüttüğümüz bu tarihi savaşta eylem hazırlığı içerisinde olan Güven ve Harun Yoldaşlar düşman denetimine girmişlerdir. Gerçekleştirilen düşman operasyonu sırasında teslimiyet ve ihanet çağrılarına karşı her iki yoldaşımız şehadeti tercih etmiş ve kahramanca bu kararlılığın gereğini yerine getirmişlerdir.

Güven ve Harun Yoldaşlar yiğit Kürt Gençliğinin düşman karşısında el kaldırmayacağını, aman dilemeyeceğini bir kere daha göstermiştir. TAK bu tarihi direniş çizgisinin savaşçı örgütüdür, bu ilkeyi her koşulda yerine getirecektir.

Antalya’da gerçekleşen intikam eyleminde polis hedeflenmiş ve faşist TC’nin 5 polisi öldürülmüştür. TC bu gerçeği, suç ortağı basınıyla kapatmaya çalışmaktadır.

TAK Güven ve Harun’un izinden gidecek, intikam eylemlerini büyüterek devam ettirecek, faşizmin tüm odaklarından tek tek hesap soracaktır.

 

Güven AMARA ROJ Arkadaşa ilişkin

Güven Amara Roj arkadaş Siirtli bir ailenin çocuğu olarak yurtsever duygularla büyümüş, genç yaşında örgütlü olarak mücadele yürütmüş, 2005 yılında Özgürlük Hareketine katılmıştır. Özgürlük Hareketinde uzun yıllar önemli çalışmalarda yer almıştır. Giderek düşman karşısında daha etkili eylemsellikler içerisinde olmanın arayışına giren Güven Yoldaş 2011 yılında TAK saflarına geçmiştir. O tarihten itibaren çeşitli çalışmalarda görev almış, büyük başarılarda yerini almıştır. Fedailiğin tüm ilkelerini kendinde gerçekleştiren Güven Yoldaş yaşamının her anında Önderliğe bağlılığın temsilcisi olmuş, bu tutarlı yaşamını 08.10.2016 tarihinde teslimiyete karşı gösterilmesi gereken duruşla ölümsüzleştirmiştir.

Yaşasın Başkan APO!

Güven Yoldaş Ölümsüzdür!

Yaşasın Kürtler ve Kürdistan!

Yaşasın TAK

 

Teyrêbazên Azadiya Kurdistan(TAK)

16.10.2016

 

****************

Güven AMARA ROJ Arkadaşımızın Fedai Eylem Raporudur : 

FEDAİ EYLEM RAPORUMDUR

   Kod adım Güven Amara. Adım Leyla Basut. 1985 Siirt-Eruh doğumluyum. Ailem yurtsever, yarı feodal bir yapılanmaya sahip. Ailem yurtsever olduğu için mücadeleyi küçüklüğümden beri tanıyorum. İlkokul mezunuyum. İlkokuldan sonra, toplumsal ölçülerle alakalı olarak, isteğim dışında okulu bıraktım. Fakat normal, alışılagelmiş tarzda yaşamayı hiç sevmedim ve hep öyle biri olmama arayışı içerisinde bulundum. Bu arayış döneminde yurtsever çalışmalarla tanıştım. Mücadelenin aradığım, beni ben yapacak yer olduğunu anladım.

  Gerek genel toplumsal gerçeklikte Kürt olarak tanınmama ve toplum olarak hep zulme maruz kalma, gerekse geleneksel ölçülerle kadın gerçekliğine yaklaşım hep çeliştiğim, kabullenemediğim ve beni hep hakikat arayışına götüren öncelikli konular oldu. Bunun üzerine Özgürlük Hareketini (siyasal alan) tanıdıkça çelişkilerim daha derinleşiyor ve hakikat arayışlarım daha da büyüyordu. Dönem içerisinde yaşadığım kaosta, aile gerçekliğinin birey üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini daha çok görüp tahlil etme durumum gelişti. Siyasi gençlik çalışmalarında yer aldım. Fakat bir yerden sonra bunun arayışlarıma cevap olmadığını görünce, özgür dağlara gelme kararına vardım. 2005 yılı Temmuz ayında Özgürlük Hareketine katıldım. Canlı kalkan eyleminde birçok arkadaş birlikte katılım yaptık.

  Özgürlük Hareketine gelmeden önce insanda sanki dağlara gidersek özgürleşeceğiz, sanki orada her şey noktalanacak, orası zirve gibi bir düşünce oluşuyor. Evet, bu birçok yönüyle doğru; gerçekten dağlar en özgür mekanlar, dağlar Kürt toplumu olarak bizim tarihten beri tek müttefikimizdir. Dağa çıkmak özgürlük arayışı için en doğru karardır, fakat dağlar arayışın noktalandığı yerler değil. Tam tersine, bu eylem özgürlük için doğru mücadele etmenin startı oluyor. İnsan açısından özgürlüğü kendinde başlatma ve topluma mal olabilmenin yeridir dağ. Dolayısıyla nefs savaşımının merkezi oluyor; kimi zaman ‘Enel Hak’, kimi zaman ‘hakikat aşktır, aşk özgür yaşamdır’ oluyor. Özgürlük için yaşama büyük aşkla sarılmak gerekiyor. Böyle bir duruş da sıradan katılmayı kabul etmiyor. Tıpkı su üzerine çıkan yağ gibi, sıradanlıkla bütünleşmiyor bizim mücadelemiz.

  Başkan ve şehitler gerçeğiyle yoğrulmuş bir gerçekliktir bu yaşam. Bu gerçeklik bizim için en üst zirve ve en çok akışkan olmamız gereken gerçekliktir. Bu gerçekliği tanıdıkça, aşina oldukça sıradan katılmamayı, sıradan biri olmamayı kendime esas aldım. Daha yoğun, daha doğru, daha güçlü katılabilmek, Başkanın doğru yoldaşı olabilmek için yoğun çaba sergiledim. Bu dönem içinde mücadelemizin özü olan fedailik ve onun hakikatiyle ilgili yoğunlaşmalarımı sürdürdüm. Gerek Heval Zilan’ın anlamlı yaşam için büyük eylemi, gerekse Heval Zilan’ın ardılları olan Erdal (Güven AKKUŞ), Harun FIRAT, Mazlum TEKMAN ve son olarak da Derwiş arkadaşların gerçeklikleri bizim için yol haritası gibi olmuştu. Sonunda 2010’da “Heval Derwiş’inki gibi bir eylem için gerekirse on yıl da beklerim” sözüyle öneri yapıp kendi tercihimi yaptım. Buranın hayatımın en anlamlı, en dolu günlerini geçirdiğim mekan olduğunu belirtmek isterim. Benim için bu kutsal ortam Başkanın yoldaşı olabilmeyi mümkün kılan, yani en anlamlı yoldaşlığın yaşandığı mekandır. Bu konuda kendimi çok şanslı görüyorum ve bu duygumu da tüm yoldaşlarla paylaşmak istiyorum.

  Kürt toplumu olarak zengin bir tarihe ve kadim bir toplum yapısına sahibiz. O yüzden kültürü en eski, en sağlam ve en zengin olan toplumuz. Mayamızda komünal, eşit ve özgür yaşam zihniyeti olduğundan çok şanslıyız. Ulus-devlet zihniyetine evrilmemiş ve kültürümüzle toplumumuzu kendi coğrafyamızda hep büyük isyanlar yaşayarak günümüze kadar taşıyabilmişiz. Gelişen tüm isyanlar sonucunda kültürümüzü koruyabilmişiz. Bugün son isyan dediğimiz Özgürlük Hareketi ise sadece kültürümüzü korumakla kalmamış, aynı zamanda özgürlüğümüz yaşamı nasıl elde edebileceğimizin de hakikati olmuştur. Kürtlük betonlanmış mezarlığın altından çıkarılmış, bugün tüm Ortadoğu’da tek alternatif haline gelmiş, ezilen toplumların tek umut kaynağı olmuştur. Bu gerçeklik Kürdistan’ın tüm parçalarında yürütülen savaşlarda kanıtlamıştır. Elbette bu kazanımların yegane mimarı ve en büyük fedaisi Başkan APO’dur.

  Başkanın yaratımlarına karşı kendi gerçekliğimizi değerlendirdiğimizde, geçtiğimiz bu süreç içerisinde tarihi kalın çizgilerle yazdığımızı ve aynı zamanda çizgiyi çizmede yetersiz kaldığımızı bütün yakıcılığıyla görürüz. Bir yandan Sur, Cizre, Gever, Silopi ve Nusaybin direnişleri, yine Heval Zınar, Heval Doğa, Heval Dıjwar, Heval Çekdar, Heval Eylem, Heval Çiyager, Heval Jiyan ve Heval Mehmet Tunç’un gerçekliği zirve yaparken, diğer yandan bu zirveye layıkıyla cevap olamama durumu da yaşanıyor.

  Düşman tüm değerlerimize saldırıyor, ama karşısında yeterince refleksimiz gelişmiyor. Daha önce Başkan bu konuda kurbağa örneğini vermişti. Kurbağa önce ılık suya konuluyor, daha sonra suyun ısı derecesi aşama aşama yükseltiliyor ve kurbağa yavaş yavaş ısınan suya alışıp tepki göstermiyor. Yok olana kadar bu böyle devam ediyor. İşte bugün bizde de bir yönüyle böylesi bir durum yaşanıyor. Düşman Kürdistan’ımızı yerle bir ediyor; toplumumuzu, gerillamızı katliamdan geçiriyor; siyasal alandaki kazanımlarımıza tek tek el koyuyor; şehitliklerimize bile tahammül edemiyor. Kürtlük adına ne varsa bitirmeye çalışıyor. Buna karşı nasıl sessiz kalabiliyor, nasıl izleyici olabiliyoruz? Oysa Kürt toplumu olarak direniş kültüründe kendimizi en çok kanıtlamış toplumuz. Düşmanın en zayıf olduğu bir dönemde neden direniş kıvılcımı olmaktan kaçınıyoruz? Kaybedecek neyimiz kaldı ki? İşte bunların hepsi insanı en çok zorlayan ve ne olursa olsun düşmanın anlayacağı dilden konuşmaya yönelten en büyük neden oluyor.

  HALKIMA!

  Yukarıda da belirttiğim gibi, normal bir süreçten geçmiyoruz. Varlık ile yokluğun ara çizgisinde, varoluş ve özgürlüğün en yakınında olduğumuz bir dönemdeyiz. Bizler her zamankinden daha güçlüyüz, düşman ise her zamankinden daha zayıftır. Dolayısıyla devrimin arifesindeyiz. Mücadele mutlaka devrimi yaratır. Yeter ki düşmanın sindirme politikasını ve özel savaşını boşa çıkaralım; orta sınıfın liberal kişiliğinden arınalım ve Kürtlüğün direniş kültürünü bir kez daha düşmana gösterelim. Devrime inanalım. Bu konuda Kürt toplumu olarak çok şanslıyız. Mehmet Tunç yoldaş gibi yüzlerce yoldaş “Düşmanın önünde diz çökmeyeceğiz” deyip onurlu duruşun sahibi oldular.

  Biz bu hakikate tanıklık ettik. Bu hakikat karşısında insan her gün kendine dönüp ‘ben bu hakikatin neresindeyim?’ diye sormalı ve ona göre gereğini yapmalıdır. Bu konuda halkım kendini kanıtlamıştır ve yine kanıtlayacaktır. Bu konuda inancım sonsuzdur. Bu dönem herkes öncü olmalıdır. Kimse öncülüğü başkalarından beklememeli, gereği neyse onu yapmalıdır. Ancak böyle olursa düşmanın zulmünden kurtulur, böyle olursa yeni doğmuş bebelere özgür gelecek yaratırız.

  ÖNDERİME!

  Önderim! Aslında size hitaben yazmak en zoru oluyor. Bir yandan sizin yaratımlarınız, Kürdistan devrimini, kadın devrimini, hatta Ortadoğu devrimini bu aşamaya kadar getirmiş olmanız insanı en yüce ve en sevinçli duygulara taşırken, diğer yandan emeğiniz karşısında yetersiz kalışımızla ezilip büzülüyoruz. Yeterli yoldaş olmanın sembolleri, devrimin müjdeleyicileri de çok oldu. Heval Zınar, Heval Doğa örneğinde görüldüğü gibi yeterli yoldaş olmanın tarifi de ortaya konulmuştur. Onlar yaşananlar karşısında bize yapılması gerekeni emreden birer talimat gibidir. O yüzden Önderim, bu dönemde kendi açımdan doğru yoldaşlığın Heval Zınar çizgisinde yürümek olduğunu düşünüyorum. Bunu çok samimice belirtmek istiyorum. Bu kararıma kesinlikle ölüm psikolojisiyle ulaşmış değilim. Tam tersine, sizi fiziksel olarak görememek içimi acıtsa da ruhen sizinle olduğumu, hepimiz açısından evrensel bir önder olduğunuzu, size bağlılığın fiziksel olarak sizi görmenin çok ötesinde bir anlam taşıdığını biliyorum. Bu konuda duygularımı tam ifade edemesem de, sizin bizim için birey değil bir kurum, hakikatin kurumu olduğunuzu belirtmek isterim.

  O yüzden eyleme giderken ancak eylemdeki başarım ve tüm duygu dünyamla size cevap olabileceğimi biliyorum. Bu bilinçle bu eyleme yürüyorum. Sizi hep Amed surlarında bir Newroz sabahında güneşin doğuşuna selam dururken göreceğimize inandım ve bugün her zamankinden daha çok buna inanıyorum. Başkan olarak sizin ve halk olarak Kürt toplumunun bunu en üst düzeyde hak ettiğine inanıyorum. Ve bu zamanın çok yakın olduğunu da hissediyorum. Anlamlı yaşam ve eylemin sözüyle sizi sevgi, özlem ve saygıyla kucaklamak istiyorum. Ve affınıza sığınıyorum.

  BİJİ SEROK APO!

  BÊ SEROK JİYAN NABE!

  BÊ SEROK JİYAN HERAME!

  KADIN YOLDAŞLARA!

  Özgürlük saflarında beni en çok gururlandıran, duygularımı şaha kaldıran bir gerçeklik de kadın hareketi ve mücadelesinin geldiği aşamadır. Bu konuda Başkanımıza layık olmak için ne yapsak azdır. Başkan özgür kadın kimliğini, özgürlüğü elde etmenin mücadele ve direniş kimliğini yarattı. Bizi sıradan bir kadın olmaktan çıkarıp tüm dünyaya emsal oluşturan bir kadın topluluğu haline getirdi. Bu kazanımların hepsini Başkanımıza borçluyuz. Dolayısıyla kadın olarak Başkanımıza daha çok borçlu olduğumuzu düşünüyorum.

  Bu nedenle mücadele gerekçemiz büyüktür ve en yücesidir. Bu temelde kadın topluluğu olarak dünyanın her yerinde bunun gereklerini yerine getireceğimize inanıyorum. Kendi açımdan da Başkana, kadın özgürlük çizgisine, onun Parti kimliğine layık olmayı esas alacağımı belirtiyorum.

  En son kadın arkadaşların bize gönderdiği notu da okuduk. Bu bizi çok sevindirdi. Bu temelde cevap olmaya çalışacağımı, beklentileri gözeterek yaklaşacağımı belirtmek istiyorum. Tüm kadın yoldaşlara selam ve sevgilerimi iletiyorum.

  TÜM YOLDAŞLARA

  Özgürlük saflarında ilk tanıdığım ve en çok etkilendiğim sözün yoldaşlık olduğunu belirtebilirim. Bunu samimice belirtmek isterim. Göreve gitmek beni çok sevindirirken, yoldaş ortamından ve özgür mekanlardan fiziksel olarak uzaklaşmak beni çok zorlayan konu oluyor. Çünkü yoldaşlık ortamı kendimi tanıdığım, yaşamı en tadında yaşadığım ortam oldu. Yoldaşlık ve gerillacılık yaşamı insanın kendi yaşamına anı anına anlam yüklediği bir yaşamdır. İnsanı en çok güçlendiren, doğru yola teşvik eden yaşamdır. Yoldaşlık her birimizin ölçüsüdür; bizi rotaya, çizgiye çekendir. O yüzden doğru yoldaşlık kurma ve yaşamanın tarifi zordur.

  İşte bu konuda Başkanın “Yoldaş yoldaşın alnını yıldızlara değdirendir” sözünün yaşamda anlamını bulması en büyük şans ve ayrıcalık oluyor bizim için. Ona göre yaşamak, Başkana doğru yoldaş olabilmenin de rotası oluyor. Bu dönem bizden bunu istiyor.

  Birçok yoldaş gerekeni layıkıyla yaptı ve yapacaktır. Ve bu ruh gittikçe zirveleşerek özgürlüğü kendisiyle yaratacaktır. Öyle görünüyor ki, dönemin en büyük yükü bizlerin omuzundadır. Bu bilinçle daha doğru yaklaşmalı ve gereğini yerine getirmeliyiz.

  Bize acımasızca yaklaşan düşmana biz de acımasızca yaklaşacağız. Cizre’nin, Sur’un, Nusaybin’in intikamını alacağız. Çekdar yoldaşın dediği gibi, “Kürdistan’ı önce zindan ettik düşmana, bundan sonra artık mezar edeceğiz.” Hatta Zınar Yoldaş gibi düşmanı kendi kalbinde ve beyninde mezara gömeceğiz. Bu hepimizin görevidir ve gerçekleştirme zamanıdır.

  Bu duygularla gereğini yerine getireceğimize tüm kalbimle inanıyor, halk devriminde üstün başarılar diliyorum.

  AİLEME

  Bu eyleme gitmeden çok önceleri size ilişkin biraz kaygılarım vardı. Eylemime anlam veremeyeceğinizden ve “Bizi düşünmedi ve böyle bir şey yaptı” diyeceğinizden kaygılanıyordum. Fakat şunu belirtmek isterim: Bu yıl açısından aynı kaygıyı yaşamıyorum. Kiminizin yine aynı şeyleri söyleyeceğini, kiminizin de eylemime anlam vereceğini düşünüyorum. Neden böyle bir eylem diye soracak olursanız, siz de biliyor ve görüyorsunuz ki, ülkemizde yaşananlar çok normal değil. Burada yanan sadece gerilla olmuyor, artık herkes bu vahşetten nasibini alıyor. Eğer Kürtse, düşman anayı da, babayı da, çocuğu da, kadını da öldürüyor, işten atıyor, şehrini yıkıyor vb. Düşman için, Kürt olmak yok edilmek için yeterli oluyor. Kürt olmamız bunların hepsini yapması için kendince meşru nedenler oluyor. Bunu daha iyi algılayıp anlamanız gerekiyor. Bunları belirtmemin nedeni, halen düşman okullarında ve sisteminde gelecek görmenizdir. Oysa düşman bu kadar emek vermenize bakmadan, sadece parmağını bir kez şaklatmakla sizden her şeyinizi alabiliyor.

  Fakat şunu iyi bilmek gerekir: Neyimize el uzatırsa uzatsın onurumuza dokundurtmamalı, onurumuzla Kürtlüğümüzü gururla yaşayabilmeli, ne olursa olsun Mehmet Tunç gibi davranmalı ve düşmanın önünde diz çökmemeliyiz. Yurtsever bir aile olduğunuz için bu konuda size inanıyor ve güveniyorum. Benim neden böyle bir tercih yaptığıma anlam vereceğinize de inanıyorum. Babam dışında yurtsever kurum çalışmalarında ne kadar aktif olduğunuzu bilmiyorum. Fakat şunu söylemek istiyorum: Ne olursa olsun, bu devrim mücadelesinde katkılarınızı kaygısızca sunmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi istiyorum: Kenarda durmak da çok fayda etmiyor, bu ateş herkesi yakıyor. Ateş kenarda kalanı daha çok yakar. Varsa böyle bir eksikliğiniz gidermenizi istiyor, mücadele ortamıyla daha çok içli dışlı olmanızı bekliyorum.

  Hatta hep içerlediğim bir konu da neden benden sonra aileden kimsenin mücadeleye katılmadığıdır. Devrime aileden daha çok katılım olması gerektiğine hep inandım, olacağına da inanıyorum ve istiyorum. En doğru ve anlamlı yaşamın burada olduğuna inanıyorum ve bunu böyle bilmenizi istiyorum. Buradan düzendeki insanlara bakınca insan üzülüyor, nasıl o kadar hakikatten mahrum kalıyor diye insan içerliyor. Keşke imkan olsaydı daha çok anlatabilseydim. Ama bildiğinizi farz ediyorum.

  Sonuç olarak, başta baba ile anne olmak üzere kararımı güçlü karşılayacağınıza inanıyor ve bunu istiyorum. Eylemimin sizi daha çok onurlandıracağına inanıyor, sizin de gereğini yapacağınızı düşünüyorum. Başta anne ve babamın özlemle ellerinden öpüyor, hepinizi sevgiyle tek tek kucaklıyorum. Her şeyi sizleri çok sevdiğim için yaptığıma inanın, yeter.

  Şehit düşersem beni halk mezarlığına değil, şehitliğe defnederseniz sevinirim.

  Kızınız Güven

  21.09.2016

 

TEYRÊBAZÊN AZADIYA KURDISTAN (TAK)

09.02.2017