slider image 1

Ş.Zerdeşt RÜSTEM (Mustafa Çoban)

  Kod Adı: Zerdeşt RÜSTEM ERDAL

  Adı Soyadı: Mustafa Çoban

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1987 / Elbistan     

  Anne Adı: Medine

  Baba Adı: Ali

  Şehadet yeri ve Tarihi: 05.01.2017 – İzmir

 Detaylar...

slider image 1

Ş.Andok SERHAT(Burak Yavuz)

  Kod Adı: Andok SERHAT

  Adı Soyadı: Burak Yavuz

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1986 / Suruç     

  Anne Adı: Nahide

  Baba Adı: Mehmet

  Şehadet yeri ve Tarihi: 10.12.2016 – İstanbul

 Detaylar...

slider image 1

Ş.Çekdar XEBAT(Kasım Yıldırımçakar)

  Kod Adı: Çekdar XEBAT

  Adı Soyadı: Kasım Yıldırımçakar

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1990 / Özalp     

  Anne Adı: Hüriyet

  Baba Adı: İsmail Hakkı

  Şehadet yeri ve Tarihi: 17.12.2016 – Kayseri

 Detaylar...

slider image 1

Ş.Şervan ŞOREŞ DERWEŞ(Kadri Kılınç)

  Kod Adı: Şervan ŞOREŞ DERWEŞ

  Adı Soyadı: Kadri Kılınç

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1989 / Kızıltepe     

  Anne Adı: Necla

  Baba Adı: Halit

  Şehadet yeri ve Tarihi: 10.12.2016 – İstanbul

 Detaylar...

slider image 1

Ş.Tîrêj GİVARA DELİL(Musa Özdemir)

  Kod Adı: Tîrêj GİVARA DELİL

  Adı Soyadı: Musa Özdemir

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1996 / Nuseybin     

  Anne Adı: Asime

  Baba Adı: Ali

  Şehadet yeri ve Tarihi: 24.11.2016 – Adana

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Güven AMARA ROJ(Leyla Basut)

  Kod Adı: Güven AMARA ROJ

  Adı Soyadı: Leyla Basut

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1985 / Siirt     

  Anne Adı: Hakime

  Baba Adı: Sabri

  Şehadet yeri ve Tarihi: 08.10.2016 – Ankara

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Eylem NEWROZ(Eylem Yaşa)

  Kod Adı: Eylem NEWROZ

  Adı Soyadı: Eylem Yaşa

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1984 / Amed Merkez     

  Anne Adı: Hanım

  Baba Adı: Naif

  Şehadet yeri ve Tarihi: 10.06.2016 – İstanbul

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Asya GLİDAĞ(ESER ÇALİ)

  Kod Adı: Asya GLİDAĞ

  Adı Soyadı: ESER ÇALİ

  Doğum Tarihi ve Yeri: 13.11.1992 – IĞDIR     

  Anne Adı: SİMZER

  Baba Adı: SALİH

  Şehadet yeri ve Tarihi: 28 Nisan 2016 – Bursa

 Detaylar...

 

 

  5 Ocak 2017 tarihinde İzmir adliyesi önünde gerçekleşen kahramanca eylemi Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) olarak üstleniyoruz. Eylemi Şehit Çekdar İntikam Timimiz gerçekleştirmiştir.

  “Huzurlu, güvenli, turizmin ve ticaretin en gözde” şehirlerinden İzmir’de de darbe almış olmaktan, eylemlerimiz karşısında kırılma ve yenilgi noktasına gelmesinden kaynaklı TC sömürgeciliğinin, faşist AKP yönetiminin psikolojik özel savaşla eylemlerimizin açtığı yaraları örtme çabalarının nafile olduğu kesindir. Yerlerde sürünür duruma gelmiş faşist yapı ve onun medyasının; aldığı darbeyi, onlarca ölüsünü ve diğer sonuçları örtbas ettiğini, yaşanan travmayı gizlemeye çalıştığını kamuoyu ve halkımız artık bilmektedir.  

  Kürdistan’da halkımıza dayatılan soykırım gerçeği karşısında büyük nefret ve öfke ile dolu olan Zerdeşt ve Pirdoğan yoldaşlarımız faşist sömürgeci düşmana kahredici darbeyi vurmada en küçük bir tereddüt yaşamamış, büyük bir cesaretle düşmanın üzerine gitmiş, bomba yüklü aracı bırakarak patlattıktan sonra, kahramanca sonuna kadar çatışmış ve şehadete ermişlerdir.

  Kürdistan’ın bu yiğit evlatlarının yoldaşları olarak; şehirlerimizi tanklar, toplar, helikopterler ve uçaklarla vuranların, evleri dozerler tanklarla yakıp yıkanların, Kürt halkının onurlu insanlarını kış ortasında çoluk çocuk, yaşlı kadın evlerinden sürenlerin, direnenleri sorgusuzca kurşuna dizenlerin, cenazeleri haftalarca sokaklarda bırakanların, zırhlı araçlara bağlayarak sürükleyenlerin, yaralıların üzerine benzin dökerek cayır cayır yakanların nerede olurlarsa olsunlar yaşamlarının felaketi, rüyalarının kabusu olacağız.

  Sömürgeciliğin hiçbir kurumunun bizim için herhangi bir meşruiyeti yoktur. Halkımızın işkencelerden geçirildiği, haklarının gasp edildiği, küçük düşürüldüğü TC’nin tüm faşist kurum ve kuruluşları bir gün mutlaka saldırılarımızdan nasibini alacaktır. Ve bilinsin ki İzmir sokaklarına düşen Zerdeşt ve Pirdoğan Yoldaşların silahları, TAK’ın fedai savaşçılarınca kaldırılacak ve yeni intikam eylemlerimizde namluları kızıllaşıncaya dek patlayacaktır!

 

 Pirdoğan ARARAT Arkadaşımızın kimlik bilgileri : 

 

Kodadı : Pirdoğan Ararat  

Adı Soyadı : Enes Yıldırım

Doğum Tarihi ve Yeri : 08.09.1991 / Ağrı - Patnos

Anne Adı : Naide

Baba Adı : Şefket

Şehadet Tarihi ve Yeri : 05 Ocak 2017 - İzmir

 Pirdoğan Ararat arkadaşa ilişkin

 PİRDOĞAN ARARAT yoldaşımız ise; 08.09.1991 tarihinde Agiri’nin Patnos ilçesinde dünyaya gözlerini açmış, çocuk yaşlarda Türkiye metropollerine göç etmiş bir aile gerçeği içinde büyümüştür. 2013 yılında kendi ifadeleriyle “Kürdistan’da yürütülen soykırımlarla Kürt halkının değerlerinin ve varlığının hiçe sayılması, en önemlisi de parçalanmış topraklar üzerinde düşmanına sevdalı kendi değerlerinden uzak bir köle olarak onursuzca ölmek kabul edilemez bir durumdu” diye belirttiği mücadele gerekçeleriyle saflarımızda yerini almıştır. Pirdoğan yoldaş mütevazi, derin bir yurtseverlik bilince sahip yapısıyla tanınmıştır. Pirdoğan ARARAT yoldaşımız; “(...) saldırıların katliamların ve köleleştirme planlarının Kürdistan ve Kürt halkının varlığını sömürmeye, aynı zamanda bütün yaşamsal değerlerimizi, iradi özgürlüğümüzü karanlıklara mahkum etmeye yönelik olduğu açıktır. Dünyanın her yerinde ve geçmiş tarihte her milletin kendi toprakları üzerinde kendi dilini, bayrağını, kültürünü, dinini ve bütün değerlerini yaşamaya ayrıca bunları korumaya çalışması en doğal hakkıdır. Kendi değerleriyle özgürce yaşama uğruna kendi canınızı ve evlatlarınızı bu uğurda feda etmekten hiç çekinmediniz. Kararlı duruşunuz ve özgürlük ateşiyle dolu inancınızın büyüklüğü, onurlu ve yurtsever bir halkın duruşudur.” sözleriyle Kürdistan halkına ve onun özgürlük mücadelesine olan bağlılığını dile getirmiştir. Pirdoğan Yoldaş mücadele yaşamı boyunca ilkeli, sade ve emeğe dayalı katılımı esas almış, üstlenmiş olduğu tüm görevleri başarıyla tamamlamıştır. Son olarak Zerdeşt arkadaş ile beraber 05 Ocak 2017 tarihinde İzmir’de gerçekleştirdiği intikam eyleminde sonuna kadar çatışmış ve şehid olmuştur.

 

 

  PİRDOĞAN YOLDAŞ ÖLÜMSÜZDÜR!

  YAŞASIN TAK!

  YAŞASIN KÜRTLER VE KÜRDİSTAN!

  TEYRÊBAZÊN AZADİYA KURDİSTAN (TAK)

  11.01.2017

 

****************

Pirdoğan ARARAT Arkadaşımızın Fedai Eylem Raporudur : 

FEDAİ EYLEM RAPORUMDUR

   Adım Pirdoğan Penaber. Gerçek adım Enes Yıldırım. 1991 Ağrı Patnos doğumluyum. Sistemde kaldığım süre içerisinde, lise yıllarına kadar doğduğum ilçede okul okudum. Daha sonra ailemin İstanbul’a göç etmesinden dolayı, okulun geri kalan kısmını burada tamamlamak zorunda kaldım. Genel olarak ailemde arkadaşlarımda ve yaşadığım alanda yurtseverlik bilinci yoktu. Genelin birçoğunda Başkan, özgürlük, Kürdistan, savaş ve gerilla gibi kavramları ifade etmede düşünmede ve dile getirme konusunda bir korku vardı. Bu yüzden kendi gerçekliğimizden uzak bir yaşam gelişti. Genel olarak ailemde ve yaşadığım çevrede, insanların düşünceleri, duyguları üzerinde dinin çok yoğun bir etkisi var. Bu etkiyle yaşam tarzı, karakter şekillenmesi ve düşünce yapısında birçok engelleyici, gerileten, korkutan, terbiye etme baskılama şeklinde, oluşturulan kalıplarla insanların duygularını küçülten, sömüren bir sistem vardı. Düşmanın sahip olduğumuz değerlere yönelik yürüttüğü her türlü özel savaşın, soykırımın, asimilasyonun ve sömürünün çok yoğun işlenildiği açıktır. Geçmişimizde ve günümüzde sürece karşı düşmanın saldırılarına karşı uyuşturulmuş bir şekilde izleyici kalınması bu gerçekliğin en büyük göstergesidir.

  Üniversitede okuduğum yıllarda farklı yerler, farklı insanlar, farklı düşüncelerle tanışma fırsatı buldum. Bu süreçte, birçok kavramın yaşamsallaştığını görmek; bende çok yoğun arayışlar, doğruyu yakalama çabası ve bununla yaşama istemi oluşturuyordu. Bildiğim bütün kavramların, oluşturulan düşüncelerin bir sisteme ait olduğu artık açıktı. Buna karşı kendi özüne ulaşma arayışı benim bütünüyle Başkana ve mücadeleye yönelmemi sağladı. Kürdistan’da yürütülen soykırımlarla Kürt halkının değerlerinin, varlığının hiçe sayılması, en önemlisi de parçalanmış topraklar üzerinde düşmanına sevdalı kendi değerlerinden uzak bir köle olarak onursuzca ölmek kabul edilemez bir durumdur. Bu gerçeklik bende oluşan ilk yurtseverlik filizlenmesiydi ve Özgürlük Hareketi, Kürdistan kurtuluş ordusuna katılma kararımın temel sebebiydi ve 6 Haziran 2013’te bunu gerçekleştirdim. Bu başlangıç döneminin bende oluşturduğu ilk duygu, ilk düşünce; her zaman iki yol vardır: Karanlık ve aydınlık, iyilik ve kötülük, özgürlük ve kölelik gibi... Özgürlük Hareketi bunları görebilme ve doğru olanı yaşamımda seçebilme yetisini oluşturdu. Bu yaşam, bu ideoloji sana sürekli saf ve aydınlık olmanı öğretir. İşte bu iki suyun yan yana akması ve sonra bulanık suyun temiz su içinde kaybolması, bu hareketteki insanının mücadelesi gibidir. Bütün kötülüklere karşı sürekli güzellikleri yaratma mücadelesi vardır.

  Mücadeleye katılım benim için; yeni bir yaşam, yeniden yaratılmanın ilk adımıydı. Gördüğüm her şey ve aldığım her nefes bütünüyle beni heyecanlandıran yeni bir dünyaydı. Dağlarda yaratılan bu güzelliklerin bir parçası olmak bende çok büyük bir coşku ve heyecan yarattı. Aslında insani değerlere karşı sürekli güzellikleri yansıtma, aydınlığa sevk etme vardır. Bunun yanında da; güzellikleri aydınlıkları karanlığa boğmaya çalışan, her türlü geriliğe, hainliğe karşı insani olmayana karşı durabilmeyi, savaşma ve mücadele edebilmeyi öğretir.

  Daha ilk dönemlerde yaşamda, yoldaşlarla olan paylaşımda Başkan APO gerçeğini, düşman gerçekliğini anlamamda ve kendi geri yanlarımla savaşmada ne kadar yetersiz olduğumu ve mevcut halimle yürüyüşün başarı getiremeyeceğinin farkına vardım. Aldığımız savaşçı kimliği bize birçok sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumlulukların gereğiyle başarıyı ve zaferi esas alarak yerine getirebilme gücünü göstermek, buna cevap olabilecek yeteneğe sahip olmak için de sürekli bir çaba içerisinde olmamız gerektiği açıktır. Yaşamın ideolojik öğretisi ve savaş gerçekliği kendisiyle beraber sürekli bir yenilenmeyi değişimi yaratmaktadır. Her değişimde geride bırakılan gerici, tıkatıcı, sistemsel özelliklerimizden kurtuluş; özgürlüğü ve hakikati anlamada bizim için büyük fırsatlar ve yeni aydınlatıcı yollar yaratmıştır. Bu temelde yaşadığım yoğunlaşmalarla, her yönlü bir gelişmeyi kendimde yaratmanın gerekli olduğunun, örgütsel askeri yaşamda bütünü yakalama noktasında eksik kaldığım yönleri sürekli tamamlamada ve doğru olanın gereğini yapmada yetersiz kaldığımın farkın vardım. Bununla beraber büyük başarma istemi, verilen değerler ve emekler karşısında yeterli bir cevap olamamanın yarattığı vicdani sorgulamalar temelinde bunları aşıp daha fazla katkı sunabileceğim arayışlar içerisine girdim ve kendimi sürekli geliştirmeye çalıştım. Böylece birçok yönüyle olay ve olgulara farklı bakabilme, sorunları çözebilecek doğru mücadele yöntemini yolunu gösteren bir sorgulama ve düşünme tarzını yakalamaya başladım. Bununla beraber görev ve sorumluluklarımıza karşı hakikatli duruşu yaşama ve savaşa büyük bir ciddiyetle yansıtmanın, önemli ve gerekli bir duruş olduğunu gördüm.

  Giderek tanıdığım ve üzerinde çok düşündüğüm bir kavram da; fedailik, feda etmek, feda edebilme gerçekliğiydi. Fedailik bütün yaşamım boyunca arayışlarımın temeli, tanımlayamadığım isimsiz bir umudun, özgürleşebilmenin ve hakikate ulaşmanın en sade şekliydi. Kendi özüme ulaşmanın bir gereğiydi. Feda etmede; karşılaşabileceğin bütün zorluklara karşı bütün gücünle karşı koyma, sahip olduğun değerler için kendini adama esastır. Ancak bu şekilde özüme dönebileceğimi anladım. Mücadelemizde Başkan APO’nun ideolojisi, öğretisi ve şehit arkadaşların emanetlerini koruma, layık olabilme kararlılığını göstermek, bu uğurda amaç ve hedeflerimize büyük bir iddiayla yürümeyi gerektirir. Bu temelde Başkan APO’nun ideolojisinin, felsefesinin yaşamsallaştırılması ve korunması, şehit arkadaşların bu uğurda en ufak bir tereddüt yaşamadan her şeylerini adadıkları yolda yürüme ve bu yolu koruma; esas almamız gereken en temel ilkelerimizden olmalı.

  Nitekim Başkanımızın yıllardır süren esareti ve düşmanın Önderliğimize uyguladıkları işkenceler, aynı şekilde düşmanın defalarca halkımıza uyguladıkları katliamlar karşısında kayıtsız kalamayız. Bunun için de mücadele tarihimizden bugüne yansıyan kahraman şehitlerimizin birer ardılı olarak gerekli duruşumuzu sergilememiz gerektiği açıktır. Savaşın geldiği son boyutta, her alanda düşmanın saldırılarına karşı direnen yoldaşlarımız ve halkımızın maruz kaldığı insanlık dışı katliamlara karşı en doğru tavrı sergilememiz sürecin gerçekliğine uygun düşen duruştur. Direnişin en doğru ifadesini bulduğu Amed Zindanı direnişinde Mazlumların, Kemallerin, Hayrilerin ve Dörtlerin oluşturduğu direniş ruhunun ve hakikat uğruna hiç yılmadan direnen kahraman yurtsever halkımızın verdikleri savaşlarında direnişlerinde bir parça olmak için her koşulda düşmana karşı durmak, gerekirse vücudunun her zerresiyle saldırmak gerektiği açıktır.

  KADIN YOLDAŞLARA;

  Geçmişten günümüze, iktidarın ve kapitalist hegemonik sömürücü güçler tarafından toplumun ilk var olan doğal yaşamının dışında da sistemsel olarak toplumu var eden, geliştiren, saflığını korumasını sağlayan temel yapıtaşına, yani kadına yönelerek toplum için hayati gerçekliğinin öldürülmesiyle insanların gerçek duygularla, düşüncelerle doğallığını yaşama hakkının ellerinden alındığı ve hiçbir ahlaki ölçü gözetmeden kendi çıkarları için kullanıldığı açıktır.

  Değerli yoldaşlar Başkan APO’nun, şehit arkadaşların ve devrimci yaşamının bizlere bahşettiği en büyük öğretilerden bir tanesi de; kadınla yoldaş olabilme fırsatıdır.

  Gerçek yoldaşlık mücadele tarihimizde birçok şekliyle ifadesini bulmuştur. Dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir örgütünde bu denli bir yaşamın ve yoldaşlığın olmadığı açıktır. Aslında bizlere çok açık gösteriyor ki, köleci sömürücü kapitalist sistemin en büyük yıkıcısı olan, gerçek insan hakikatini yaşatacak olan Önderliğimiz; PKK yaşamı ve kadın yoldaşlarımızın hakikati olacaktır.

  Zilanların, Beritanların, Semaların hakikat aşkı için yarattıkları yolda Zilanlaşan, Beritanlaşan, Semalaşan tüm kadın yoldaşların güçleri ve yaşam örgüleri savaşımızı ve yoldaşlığımızı anlamlandıran bir bütün olmuştur. Savaşımızda ve yaşamımızda kadın yoldaşların olduğunu bilmek, onlarla yaşamak, onlarla birlikte savaşmanın bizlere her zaman güç verdiğini belirtmek isterim. Hakikat aşkına tutulmak... Hakikat aşkının; beşeri zaafların dışında, yaşamı güzelleştiren, anlamlandıran yoldaşlığın gücü olduğuna inanıyorum. Özgürlük mücadelemizin zafere ulaşacağına ve bunun öncülüğünün de kadın yoldaşlar şahsında başarılacağına olan inancımız ve özgürlük tutkumuz anlamını bulacaktır.

   ÖZGÜRLÜĞE GÖNÜL VERMİŞ TÜM YOLDAŞLARA;

  Her insanın kendisine anlam katan ve onu var eden değerleriyle yaşaması, onları koruması insanlığın vazgeçilmez bir hakikatidir. Kürdistan tarihinde defalarca görülmektedir ki, düşmanın Kürt halkına ve sahip olduğu değerlere yönelik katliamları, soykırımları ve yürüttüğü özel savaş politikalarıyla topraklarımızı sömürdüğü tarihimizin bir gerçekliğidir.

  Başından itibaren amansızca bir mücadelenin ve savaşın içerisinde olduk. Bununla beraber temelde Kürdistan toprakları genelde ise Ortadoğu’nun genelini kapsayan savaş ortamının bizleri en haklı şekilde mecbur kıldığı bu savaşta; bizi var eden değerlerimize, özgürlüğümüze yönelik yapılan tüm saldırılara, yok etme politikalarına, özgür yaşama istemlerimize ve hakikat arayışımıza yönelik gösterilen düşmanlığa karşı Başkanımızı, halkımızı ve örgüt yaşamını savunmak, bilinçli ve özgürlük tutkusu olan her savaşçı için en temel vurgu noktalarından olmalıdır.

  Başkanımızın ve Kürt halkının yıllardır verdiği mücadele gerçekliğimizi anlamlandıran değerlerimize sahip çıkmak esas olmalıdır. Düşman karşısında her zaman göğüs germemizi sağlayan şehitlerimizin yüreğiyle, düşüncesiyle, hakikat güzelliğiyle doğru yaşamı harmanlayıp öz iradeye kavuşmak; bir özgürlük savaşçısının hem vicdanındaki savaşta, hem de içimizdeki ve dışımızdaki düşmana karşı savaşta sergilememiz gereken en öz duruştur. Gerçek anlam, gerçek başarı; bu yaşamın gereklerini yerine getirerek, koruyarak ve sahiplenerek gelişmektedir. Hakikate ancak bu şekilde layık olabiliriz. Şehit bir komutanımızın şu sözleri aslında bizlere, bu yaşama dair çoğu şeyi anlatmaktadır; “Yaşamı koruyun, yaşama dört elle sarılın. Çünkü yaşamla büyür, yaşamla özgürleşir ve başarıya ulaşırsınız.”

  Mücadelemizin doğruya ulaşmak için savaşma, mücadele etme öğretisi ve yoldaşlığının ölçülerinin insanda yarattığı hakikat aşkı; bu yaşama olan bağlılığımızı, inancımızı ve coşkumuzu hep diri tutmaktadır. Bizdeki yaşama sevinci; yoldaşlık sevgisi, paylaşımdaki sadelik, dürüstlük ve insanı mevcut geriliklerine yetersizliklerine rağmen özüyle koruyan kucaklayan ve sürekli yeniden yaratmayı, büyütmeyi, iradeleştirmeyi esas alan gerçekliğidir.

  Düşmana en büyük darbenin, ilkelerin yaşamsallaşması, yaşamın eylemselleşmesi ve bilinçli duruşla vurulabileceği şehit yoldaşlarımızın pratiklerinde birçok defa kanıtlanmıştır. Birbirimize karşı ve yaşama karşı sorumluluklarımızda, hiçbir şekilde ölçü ve ilkeler dışında bireysel hiçbir duygunun, düşüncenin, istemin mücadelemizin önüne geçmemesi gerekliliği önemlidir.

  Mücadelemizle gelişen yaşam gerçekliğinin özü ve ruhu olarak Amed Zindan direnişiyle başlayan, Şehit Zilan’la da ifadesini bulan, Şehit Zınar, Şehit Doğa ve Şehit Eylem’le devam eden fedai duruş, bizlerin en büyük öğretisi olmalıdır. Şehit arkadaşların yaşamları, eylemleri, pratikleri dışında bizi etkileyecek, heyecan ve moral verecek başka bir şey olmamalıdır. Bu temelde Başkan APO’nun ideolojisinin, hakikatinin aslında gerçek yaşam hakikati ve gerçek insan hakikati olduğu açıktır. Bizlerin de savaşın ve yaşamın gereği olarak öz militan duruşla ifade bulmamız için, sürekli bir savaşımız ve çabamız olmalıdır. Sürecin gereklerine karşı duruşumuz ve verilen emeklere layık olmamız ancak fedai duruşla gerçekleşecektir.

  Bu temelde mücadeleye gönül vermiş özgür yürekli militanları, bütün devrimci ve yoldaşça duygularımla selamlıyorum.

  Başkan’a;

  Başkanım, düşüncelerimi duygularımı size karşı ifade ederken büyük bir heyecan sevgi ve üzüntüyle dile getirdiğimi bilmenizi isterim.  

  Varlığınızla Kürt halkı olarak bizlerin yeniden dirilişini, düşmanın her türlü saldırılarına karşı kendi hakikatini yaşama, koruma için bilinçlenme, savaşma ve direnmeyi başarmamızı sağladınız. En önemlisi de bir halkın kendi değerleriyle özgürce yaşaması gerektiği öğretisi mücadelesini Kürt halkına aşıladınız. Toplumun gerçek özüne dönüşü, özgürleşmesi ve hakikatine ulaşması; savunmanızın ve savaşınızın ifadesi olduğundan toplumun ancak sizinle var olabileceği açıktır.

  Dünyadaki kapitalist sömürgeci güçlerin kurdukları köleci sisteme karşı sizin ideolojiniz, felsefeniz mücadeleniz ve direnişiniz onlar için büyük bir yıkım ve tehdittir. Bu yüzdendir ki halen esaret ve işkence altındasınız. Tüm Kürt halkının, bizlerin en büyük yaşama umudusunuz. Bundan dolayı size karşı gerçekleşen ve gerçekleşmesi olası her türlü tehdidin önünde kahraman Kürt halkının ve bizlerin durması gerektiği açıktır.

  Ne pahasına olursa olsun hakikat savaşını vereceğimizi, size olan bağlılığımız ve sözümüzün gereği olarak düşmana karşı, düşüncelerimizin, duygularımızın, öfkemizin ve intikam ateşiyle dolu bedenimizin her zerresiyle duracağımızı bilmenizi isterim.

  Gerçekleşen tarzı doğru bulmadığınızı defalarca dile getirdiniz. Fakat düşmanın size uyguladıkları işkenceler ve her gün halkımızı katliamlardan geçirmesi bize başka seçenek bırakmamıştır.

  Başkanım; size olan bağlılık yeminimin gereği olarak savaşta ve yaşamımda ideolojinizi koruma ve yaşatma, yine aynı şekilde şehitlerimizin emeğini yaşamsal olarak koruma, büyütme çabamın yeterli olmadığının farkındayım. Birçok yönüyle yetersizliklerimize, geriliklerimize karşı sizin gösterdiğiniz çaba, emek ve sabır karşısında özeleştirisi olarak yeterli olamaz. Esaretinizin, yetersiz yoldaşlığın özeleştirisinin bir parçası olmak istiyorum. Bu temelde size olan bağlılık yeminimi ve sevgimi tekrar belirterek ve sizin bir militanınız olarak görevimi yerine getirmek istiyorum.

  YAŞASIN BAŞKAN APO!

  YAŞASIN YOLDAŞLIK HAKİKATİ!

  KAHRAMAN YURTSEVER KÜRT HALKINA;

  Kürdistan topraklarının parçalanmışlığı üzerinden Kürt halkına vahşice uygulanan katliamlar, soykırımlar, birçok asimilasyon ve yok ediş politikaları tarihimizde ve günümüzde var olan bir gerçekliktir. Bu saldırıların, katliamların ve köleleştirme planlarının Kürdistan ve Kürt halkının varlığını sömürmeye aynı zamanda bütün yaşamsal değerlerimize, iradi özgürlüğümüzü karanlıklara mahkum etmeye yönelik olduğu açıktır. Dünyanın her yerinde ve geçmiş tarihte her milletin kendi toprakları üzerinde kendi dilini, bayrağını, kültürünü, dinini ve bütün değerlerini yaşamaya ayrıca bunları korumaya çalışması en doğal hakkıdır. Bu değerlere sahip çıkılmazsa yok edilmelerine sessiz kalınırsa insanı insan yapan değerlerinden uzaklaşmış kendi doğasına, hakikatine aykırı davranmış olur. Özgürlük yerine köleliği seçmiş olur.

  Buna yönelik Başkan APO’nun kurtuluş mücadelesi ve yıllardır süregelen amansızca direniş Kürt halkının özgürlüğü içindir. Kürdistan’ın ve her Kürt insanının özgürlüğünün teminatı Başkan APO ve yine bilinçli fedakar Kürt halkı olacaktır. Tarihimizde görüldüğü gibi düşmanın birçok defa baskısına, sömürüye, katliamlara karşı yeniden yeniden yaşamayı ve direnme gücünü gösterdiniz. Kendi değerlerinizle özgürce yaşama uğruna kendi canlarınızı ve evlatlarınızı bu uğurda feda etmekten hiç çekinmediniz. Kararlı duruşunuz ve özgürlük ateşiyle dolu inancınızın büyüklüğü, onurlu ve yurtsever bir halkın duruşudur.

  Düşmanın amansızca saldırılarına karşın Kürt halkının dirilişi, uyanışı ve kendi gerçekliğine sahip çıkmasının özgürlük ve yurtseverlik bilinciyle yeniden yaratılmasının Başkan APO’nun ideolojisiyle, savaşıyla ve mücadelesiyle olduğu açıktır. Kurtuluş mücadelemizle gerçek yurtseverlik ve gerçek yoldaşlığın Başkan APO şahsında Kürt halkına gösterildiği açıktır. Kürt halkının en büyük yoldaşı; şehitlerimiz, Başkanımız ve mücadelemizdir.

  Bu gerçekliğin oluşturduğu bilinçle ve hakikatle savaşımızı, direnişimizi büyütmemiz gerektiğini bizlere öğretir. Başkanımız yıllardır süren esaretine ve düşmanın en ağır işkencelerine karşı mücadelemizi sürekli büyütme çabası emeği görülmekte. Yurtsever Kürdistan halkımızın bu mücadeleye olan inanç ve bağlılıkla Başkanımızı koruma ve O’na yoldaş olma çabası çok kutsal ve çok değerli bir çabadır. Başkan APO’ya yönelik yapılan her türlü saldırılara karşı hiç tereddütsüz, kendilerini siper edip düşmana karşı büyük bir öfkeyle durma sorumluluğunu ve bağlılığını kanıtlamıştır.

  Düşmanın saldırılarından dolayı Kürdistan’ın parçalanmışlığına karşı devrimin, özgürlük sisteminin yaratılması hiç şüphesiz savaş gerçekliğinden geçmektedir. Bunun en somut örneği Bakur ve Rojava’da yaşanan savaşta ve oluşan devrim bilincinde görülmektedir. Bütün Kürdistan halklarının kendi gerçekliğinin farkına varması, her şeylerini ortaya koyarak düşmana karşı savaşması, direnmesi, artık kaçınılmaz bir gerçekliktir. Özgürlük istemiyle yüklü bir toplumun başaramayacağı hiç bir şey yoktur. Bunun için de direnmek ve savaşmak bu süreçte göstermemiz gereken duruştur.

  Bu temelde Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de, Şırnak’ta, Gever’de, Silopi’de savaşan direnen ve şehadete ulaşan halkımızın ve direniş güçlerimizin eylemleriyle anlamına kavuşacağı inancındayım. Fedakar halkımızın Başkanımıza ve değerlerimize sahip çıktıklarının verdiği güvenle sizi en içten devrimci ve yurtsever duygularımla selamlıyorum.

  Zaman direnmek zamanıdır. Ancak direnişle mücadele şehitlerine layık olabiliriz.

  YAŞASIN BAŞKAN APO!

  YAŞASIN KÜRDİSTAN DEVRİMİ!

  KAHROLSUN HER TÜRDEN FAŞİST SOYKIRIMCI KATLİAMCI GÜÇLER!

  KAHROLSUN FAŞİST TÜRK DEVLETİ!

  AİLEME;

  Öncelikle savaşımın, mücadelemin ve düşmana karşı duruşumun fikir ve duygu olarak tamamıyla benim düşüncelerim, istemlerim ve tercihlerim olduğunu belirtmek isterim. Yaşanabilecek durumlardan kaynaklı üzüleceğinizi de biliyorum. Fakat Kürdistan’da var olan savaş ve Kürt halkına karşı yapılan katliamları görmemek, görüp de buna karşı kayıtsız kalmak, kendi evinde oturup hiçbir şey olmamış gibi yaşamak, ben Kürdüm diyen her insan için kabul edilemez bir yaşamdır. İnsanlar doğdukları topraklarda konuştukları dilleriyle, sahip oldukları değerleriyle tarihleri üzerinde yeşerirler. Bu değerler ve yaşam hakları sömürülmeye, kurutulmaya ve hiçe sayılmaya yönelindiği zaman, gerekirse canın pahasına bunları koruyacaksın ve koruyanları da koruyacaksın. Çünkü onurlusun. Yaşamanın ve onurluca ölmenin gerçek duruşu böyle olmalıdır. Gerçek yurtseverlik de böyle olmalıdır.

  Bizler yıllarca Kürdistan’dan, Kürtlükten, var olan değerlerimizden uzak yaşadık. “Nasıl düşmanın en iyi kölesi olabiliriz?” diye çabaladık. Bununla yaşamak, kayıp edilen zamanın hayıflanmasını yapmak yitip gideni geri getirmez.

  Başkanı, Özgürlük Hareketini tanıdığım ve mücadeleye katılarak bu yaşamın bir parçası olduğum için yoldaşlarım gibi ben de kendimi dünyanın en şanslı insanı olarak görüyorum. Dünyaya binlerce defa tekrar dönebilsem, yine aynı yaşamın bir parçası, bir yoldaşı olmayı tercih ederim. Burada gördüğüm yoldaşlık, Önderlik hakikati, şehitlerimizin emaneti ve düşman gerçekliği olması gereken doğruyu insana öğretiyor.

  Sizlerin de bundan sonra hiçbir şekilde düşmana boyun eğmeyeceğiniz, gerçek yurtseverlik duygularıyla yaşamanız, Başkanımızı, mücadelemizi ve bu davada şehit düşen bütün yoldaşlarımız, yine kahramanca savaşan Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak, Gever, Silopi halkı gibi direnmeniz, savaşmanız umuduyla sizleri selamlıyorum.

  Anneme;

  Yaşananlardan dolayı üzüleceğini biliyorum. Anneler evlatlarına bir zarar gelmesin diye onları her zaman korurlar. Ve hep saf bir sevgiyle yaklaşırlar. Fakat düşman gerçekliği savaş gerçekliği ve Kürdistan gerçekliği bize bazı şeyleri gerekli kılmıştır. Toplumda kadın hiçe sayılır, tercih hakkı, söz hakkı, özgürlük hakkı verilmez. Bunlar, bizim de yaşadığımız gerçekliklerdi. Yaşananlardan dolayı belki hepimiz suçluyuz. Ancak ablalarıma karşı gerçek kardeşliği sergilemediğim, köleliğe sürüklenmelerine göz yumduğum gerçekliği benim için de sürekli var olan bir acıydı. Fakat Kürdistan’da bunların binlercesi yaşanıyor.

  Bu acıyı yıkmak için savaşmak gerekiyordu. Bu mücadele bana bu şansı verdi. Bu köleci kaderi yıkmak ve yerine özgür yaşamı yaratmak için isyan edip dağlara gelen kadın yoldaşlarımın gözlerinden insan görebiliyor.

  Çok güçlü bir kadın olduğunu biliyorum. Bunlara göğüs gerebileceğini de biliyorum. Fakat şunu bilmeni isterim. Eğer sende bana ait bir sevgi varsa o sevgiyi yoldaşlarıma göstermeni ve onlarla paylaşmanı isterim. Onların yürekleri ve sevgileri çok büyüktür. Onların da anası olmalısın. Tıpkı bütün Kürt analarının benim için senden hiç farklı olmadıkları gibi.

  Bu bizim savaşımızın gerçekliğidir. Burada birçok yoldaşım şehit düşüyor. Hepsinin gözleri o kadar parlak ve sevgi dolu ki, onların buralarda savaşıp şehit düşmeleri, benim de senin yanında hiçbir şey olmamış gibi kalmam doğru olmazdı. Paylaştıklarıma anlam vereceğine inanıyorum. Seni ve bütün Kürdistan annelerini çok sevdiğimi bilmeni isterim.

  APOCU SELAM VE SAYGILAR

  PİRDOĞAN ARARAT

 

TEYRÊBAZÊN AZADIYA KURDISTAN (TAK)

09.02.2017