slider image 1

Ş.Andok SERHAT(Burak Yavuz)

  Kod Adı: Andok SERHAT

  Adı Soyadı: Burak Yavuz

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1986 / Suruç     

  Anne Adı: Nahide

  Baba Adı: Mehmet

  Şehadet yeri ve Tarihi: 10.12.2016 – İstanbul

 Detaylar...

slider image 1

Ş.Tîrêj GİVARA DELİL(Musa Özdemir)

  Kod Adı: Tîrêj GİVARA DELİL

  Adı Soyadı: Musa Özdemir

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1996 / Nuseybin     

  Anne Adı: Asime

  Baba Adı: Ali

  Şehadet yeri ve Tarihi: 24.11.2016 – Adana

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Güven AMARA ROJ(Leyla Basut)

  Kod Adı: Güven AMARA ROJ

  Adı Soyadı: Leyla Basut

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1985 / Siirt     

  Anne Adı: Hakime

  Baba Adı: Sabri

  Şehadet yeri ve Tarihi: 08.10.2016 – Ankara

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Asya GLİDAĞ(ESER ÇALİ)

  Kod Adı: Asya GLİDAĞ

  Adı Soyadı: ESER ÇALİ

  Doğum Tarihi ve Yeri: 13.11.1992 – IĞDIR     

  Anne Adı: SİMZER

  Baba Adı: SALİH

  Şehadet yeri ve Tarihi: 28 Nisan 2016 – Bursa

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT Munzur CİWAN(Ömer Bayram)

  Kod Adı: Munzur CİWAN ÇİYA

  Adı Soyadı: Ömer Bayram

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1987 / AMED-Lice     

  Anne Adı: Fatma

  Baba Adı: Hüseyin

  Şehadet yeri ve Tarihi: 07 Nisan 2016 - Bolu

 Detaylar...

slider image 1

ŞEHİT ZINAR RAPERÎN (ABDULBAKİ SÖMER)

  Kod Adı: ZINAR RAPERÎN

  Adı Soyadı: ABDULBAKİ SÖMER

  Doğum Tarihi ve Yeri: 1989/ VAN-Gürpınar      

  Anne Adı: Keside

  Baba Adı: Musa 

  Şehadet yeri ve Tarihi: 17 Şubat 2016-Ankara

 Detaylar...

ŞEHİT Rojhat WELAT(SERDAR KAYARDI)        

                   

 

Kodadı : ROJHAT WELAT

Adı Soyadı : SERDAR KAYARDI

Doğum Tarihi ve Yeri : 11.08.1987 / KAYSERİ - SARIZ

Anne Adı : ADİLE

Baba Adı : TAHSİN

Şehadet Tarihi ve Yeri : 7 NİSAN 2016 - BOLU

   

BASINA VE KAMUOYUNA

Rojhat Yoldaş 1987’de Kayseri’nin Sarız ilçesinde doğmuştur. Yurtsever-alevi bir aileden gelen Rojhat Yoldaş genç yaşlarında sistemle derin çelişkiler yaşamıştır. Üniversite yıllarında yürüttüğü mücadele içerisinde Kürtlük bilinci edindikçe düşmana karşı intikam savaşında yer almak isteyen Rojhat Yoldaş 2010 yılı başlarında TAK saflarına katılmıştır. O yıldan itibaren değişik görevler yürütmüş TC faşizmine darbeler vurmuştur. Rojhat Yoldaş başarılarla dolu mücadele yaşamını, yıllarca birlikte çalışma yürüttüğü Munzur Yoldaş ile birlikte gerçekleştirdiği görkemli direnişle 7 Nisan 2016’da şehadete ulaşarak taçlandırmıştır.

 Rojhat Yoldaş Ölümsüzdür

Yaşasın Kürtler ve Kürdistan

Yaşasın TAK

Teyrêbazên Azadiya Kurdistan (TAK)

02 – 05 - 2016

 

****************

Rojhat WELAT Arkadaşımızın Fedai Eylem Raporudur : 

  (bu yazı Rojhat arkadaşın göreve gitmeden önce Munzur arkadaşla birlikte yaptığı ses kaydından yapılan alıntılardan oluşmaktadır.)

  İnsan genel olarak baktığı zaman mücadeleye geliş sistemin yarattığı yanılgılı, yalanlı yaşamı retti ve yeni bir yaşam arayışı, yeni bir yaşama yaratma amacıydı. Hala da bunun peşinde buralara kadar geldik. Yine katılma sebeplerimiz sistemin tüm soysuzlaştırma çabalarına rağmen o sözü yok eden, yalana dayalı yaşamın yani o köklerinden, toprağından, ülkesinden koparılmaya çalışılana, aştan koparılarak sevgisizleştirilmeye çalışılana bir tepkiydi bizimkisi. Arayışımız budur. Kısmen de yaşanıyor bu şimdi. Eylemlerimizle, mücadelemizle daha da büyüyecek. Bizim yürüdüğümüz yol da budur. Şundan eminiz; bu yolu yürütecek olanlar, büyütecek olanlar, hakikati farklı noktalardan resmedecek olanlar, söze dökecek olanlar daha da var. Onlar bu yarım bıraktığımızı gerçekleştireceklerdir, tamamlayacaklardır. Şu an ne kadar söz söylemekte zorlanıyorsak, sebebi odur. Hep yarım bıraktıklarımızdır. Ne tam köy olabildik, ne de şehir olabildik. Ne moderniteye tam adapte olabildik ne de hakikat mücadelesine girebildik, Önderliğin istediği birisi olabildik. Fakat bu da bir adımdır. Önderliğin aşkını gerçekleştirebilmek için, onun yaşadığını gerçekleştirebilmek için, onun yaşadığını yaşamak, onun yoldaşı olmak için bir adımdır. Şehit yoldaşlarımız hep bu adımı bize gösterdiler. Hep bu yolu gösterdiler. Bu yolun aşığı olmamızı istediler. Onların hayallerini gerçekleştirmektir bizimkisi. Söz söyleyemiyoruz üstüne. Herhalde modernitenin sözü öldürmüşlüğündendir bu. Söylediğimiz sözlerin, biz anlamını yoksun görüyoruz, biraz eksik görüyoruz. O eski dersim türkülerinde vardır. Biz de bir dersim aşığıyız. Hani o dedeler söyler ya, onlardaki anlamı yakalamak böyle farklıdır. O sözle bizim söylediğimiz sözler arasında çok farklar var. Bu konuştuğumuz hep eksik geliyor bize. Sanki biraz daha konuşsak, biraz daha söylesek bir şeyler kirleteceğiz. O yüzden mesela yaptıklarımızla duruşumuzla bir şeyler olmak istedik. Onun müziğini onun sözünü bu şekilde yansıtmak istiyoruz. Yansıtabileceğine -kısmen de olsa- inancımız tam. Erişlerin, Andokların Ekin’in, Mirza’nın, Koçer’in, Jiyan’ın yolunu biraz da böyle anlatacağımıza eminim. Artık bu yarım kalmışlığın da cevabını, eksik olanı da arkadaşlar verecektir, tamamlayacaktır. Bu resmi adım adım tamamlayacaklar. Bu günlerde yaşanan şeyler var. Çok ağrımıza da gidiyor. Fakat ne kadar yapsak da, kendimizi, her birimizi birer atom bombası yapsak da çok böyle cevap olamayız. Öfkemizi de dindirmez. Önderliğe de cevap olamayız. Fakat yine bir şey yapmak bizi kemiriyor. O öfke her geçen gün artıyor, bizi kemiriyor gerçekten. Bugün Kürdistan’da yaşananlar bizim için utançtı. Dervişlerin bize emanet ettiği bir savaşı yerine getirmek bizim borcumuz. Bu savaşta bir mermi olabileceğiz. Ama şu an böyle beklemek bile –ki göreve gideceğiz-, bu kadar beklemek bize ağır geliyor. Bu ağırlığı bir şekilde gidermeye çalışıyoruz. İşte sözler anlamlaşıyor burada.

  Aslında dedik ya anlamı arıyoruz, aşkı arıyoruz. Aynı şeyin hakikatini arıyoruz. Yani aslında yaşamı arıyoruz. Yeni bir yaşamı yaratmaya çalışıyoruz, yaratılıyor da. Yani Başkan APO’nun yarattığı yaşamı yaşamaya çalışıyoruz. Hani birileri çok farklı değerlendirebilir, hani ölümle ölüm felsefesi ile. Sistemdekiler belki. Çok alakası yok aslında. Biz ölümü de, yaşamı da çok farklı görüyoruz. Ben hiç öleceğime inanmıyorum. Munzur’un öleceğini sanmıyorum. Ölümsüzlüğe yemin etmişiz, ölümsüzlük için buradayız. Yaptığımız her şey bunun için. Bir gün şehadet de olsa, bu ölmek değildir. Bugün bu arkadaşların yanındayız. Bizi toprağımızdan arkadaşlarımızdan, Önderliğimizden ayıranlara karşı hep şunu söylüyoruz; siz bizi ayıramazsınız. Biz biriz, aynı şeyiz. Aynı şeyin farklı yerlerden bakışlarıyız. Sen beni bu bedenimden al, bu bedenim gitsin. Ben bir toprağım, toprak olur arkadaşlarımın yoldaşlarımın yanında olur, ülkemde olurum. Bir ağaçta, bir çiçekte, bir dağda yine yeşeririm, yine yaşarım. Biz her zorlandığımızda şunu birbirimize söylemişiz; Heval Ekin şimdi bizi izliyor, ona layık bir duruş sergilememiz lazım. Heval Ekin, Heval Jiyan hep etrafımızdadır. Biz de onu biliyoruz. Biz gitsek de hep buradayız. Gidiş yoktur bizde. Gidişlerimiz daha da yakınlaşmak içindir. İnsanların anladığı gibi uzaklık-yakınlık, ölüm-yaşam kavramlarını öyle anlamıyoruz. Uzaklık bir mesafe değil, bizim için. Biz her zaman biliyoruz ki bu yolda ne kadar yürürsek o kadar daha da yakınlaşacağız. Ya da yürümesek; hep dursak, durmayı tercih etsek o kadar uzaklaşacağız. Yaşam da böyle yani. Biz ne kadar bu yolu yürürsek, bu yolun aşığı olsak bu yolda bedel versek, bu yolda acı çeksek o kadar yakınlaşacağız. Önder APO’ya o kadar yakınlaşacağız. Onun aşkını o kadar yakınlaşacağız. O zaman o kadar yaşayacağız. Ölümden o kadar uzağız, daha da uzaklaşacağız. Ölüm bizim için yoktur. Toprağına sevdalı, dağına sevdalı bir insan için ölüm diye bir şey yoktur. Bunun farkına varmak önemli. O zaman her tercihimizi ona göre yapıyoruz. Ne gerekiyorsa şu an onu yapmak için buradayız. İnsan düşmana vura vura yaşar. Düşmana vurmadığın sürece sen ölümü yaşıyorsun. Bunun farkındayız. Belki tam yapamamış olabiliriz şimdiye kadar. Fakat ısrarımız, iddiamız bu yönlüdür. Ve bunun yaşam olduğunun farkındayız. Bu anlamda, mesela hani sözden bahsetti ya Heval Munzur da; sözün öldürülüşünden, anlamdan... belki çok şey söylemeyebiliriz ama arkadaşlarımız anlar bizi. Aynı yürekte çarpıyoruz çünkü. Aynı şeyleri hisseden bir insana bakış bile yeterlidir. O bakıştan bir kitap çıkarılabilir. Çok söz söylemeye gerek yoktur. Belki sistemdeki bir insan bu sözlerimizi dinlese deli der, çok anlam vermez. Şimdi o dedelerimizin, analarımızın sözleri ne kadar anlamsız geliyorsa o eğlence kültürü içindeki insanlara, o metalaştırılmış duyguları boşaltılmış, hani Önderlik son görüşmelerinde demişti ya, posası kalmış, onu yaşayan insanlara, bizim sözlerimiz de öyle anlamsız geliyor olabilir. Fakat biz biliyoruz, yoldaşlarımıza çok anlamlı gelecektir. Bizim tek bakışımız, bizim bu suskunluğumuz onlara anlamlıdır, onlar anlam çıkaracaktır.

  İnsan şunu söyleyebilir; Kürt toplumunda -bu son modernite dönemini saymasak- fedailik Kürt toplumunun özünde vardır her zaman. Tarihsel olaylara bakalım; hep fedai bir duruş içerisinde, öyle bir yaşam içerisinde olmuştur. Kürt toplumunda öne çıkan birey değil, toplumdur, toplumun kendisidir. O toplumu korumak için her şeyi yapar. Şu an bizim de sürdürdüğümüz ardı gelen bir gelenektir. Kendi toplumumuzu korumak için biz bu yoldayız. Kendimizden öncekilerden de biz biliyoruz ki, biz tek başımıza bir hiçiz. Tek başına çok bir anlamı yok. Bizi var eden şeyler var. Biraz önce saydık ya, biz onlarla bir bütünüz. O bütünü parçaladığın zaman biz birey olarak da yokuz. Bitmişiz. Onun için Kürt toplumu bunu bilince çıkarmış. Onun için fedaice bir duruş sergilemiştir. Bizim de yapmak istediğimiz budur. Toplumumuzu korumak, ona uzanan her şeyi, düşmanca tavırları misliyle cevap vermektir, engellemektir ne pahasına olursa olsun. Bugün toplumu Önderlik temsil ediyor. Bu açıdan toplumu yaşatan, yaratan ona değer veren Önderlik ise Önderliğe uzanan tüm elleri kırmak gerekiyor. Dolaylı dolaysız, Önderliğe geliştirilecek her şeye karşı misliyle cevap vermek gerekiyor. Biz bunun savaşçıları olmaya çalıştık.

  Şimdiye kadar aslında Heval Munzur da söyledi, ideolojimizin temsilidir Kadın Kurtuluş İdeolojisi. Belki biz farkında olmadan çok böyle üzerinde durmadık. Ne kadar dursak da eksiktir. Önderliğin yaratmak istediği erkekteki kişiliğe tam ulaşamadık. Bu noktalarda insan her gün kendini sorgulamalı. İnsan burada özeleştirisini verebilir. Çabamız eksikti, yoğunlaşmamız eksikti. O açıdan suçluyuz. Fakat hep onun farkındayız. Biz biliyoruz ki kadına, yoğunlaşmasında, duygusunda yer vermeyen bir kişi özgürlükten uzaktır. Yaşamın kuralları vardır. Kadından uzak bir yaşam olmaz. Onu esas almayan bir yaşam olmaz. Eğer biz de yaşamın savaşçılarıysak, Önderliğin savaşçılarıysak, aşkın savaşçılarıysak bu noktada da müthiş çaba içerisinde olmamız gerekiyor. O açıdan insan özeleştirisini verebilir. Şimdiye kadar birçok geriliğimiz oldu. Sistemden aldığımız bir çok geriliği duruşumuzda sergiledik. Bunun acısı bizde var, bunun özeleştirisini veriyoruz. Şu andan itibaren de böyledir, hep de öyleydi. Daha çok bunun mücadelesini yürüteceğiz. Her zaman da bunu içimizde büyütmeye çalışacağız. Son olarak tüm arkadaşlara selamlarımızı söyleyebiliriz. Hepsine başarılar dileriz. Yine heval Reşid’in sözüyle bitirmek gerekiyor bence: düşmanın ülkemizde gölgesi kalmayıncaya kadar savaşacağız, tüm arkadaşlar savaşacaktır. Bu yoldaki tüm yoldaşlara başarılar diliyorum. Serkeftin...

Rojhat WELAT

 

TEYRÊBAZÊN AZADIYA KURDISTAN(TAK)

09.02.2017